Gebelik sürecinde alınan aşırı kafeinin, bebeğinizin sağlığı açısından geri dönülmesi imkânsız sonuçlar doğurabileceğini hiç düşündünüz mü?

Gebelik sürecinde alınan aşırı kafeinin, bebeğinizin sağlığı açısından geri dönülmesi imkânsız sonuçlar doğurabileceğini hiç düşündünüz mü?

Çoğul gebeliklerin önüne geçmeyi sağlayan Metabolomix yöntemi tüp bebek tedavisinde çığır açtı.

Gebelik sonrası emzirme döneminde ’süt’ nasıl korur ve korunmayı artırmak için neler yapılması gerekir?

Couvade Sendromu’na yakalanan erkekler, eşleri hamile kaldıktan kısa bir süre sonra gebelik semptomları yaşıyor.

Obez kadınların normal kilolu kadınlara göre 4 kat fazla plansız gebelikle karşı karşıya kaldığı bildirildi.

“Metabolomix isimli yöntemle artık en sağlıklı embriyoyu seçerek çoğul gebeliklerin önüne geçebiliyoruz. Sonuçlar gayet başarılı.”

Prezervatif, geri çekme yöntemi ve vazektomi hariç, erkeklerin de istenmeyen gebelikten korunmaları için çok basit ve oldukça etkili bir yöntem mi keşfedildi?
Anne ve baba adaylarının gebelik boyunca en çok düşünüp karar vermekte zorlandığı konu doğum şeklidir. Çoğunlukla çiftler yakın çevrelerinin etkisi altına girmekte yada yanlış bilgilere ulaşabilmektedirler.

Gebelikte yağ oranı yüksek gıdalarla beslenen kadınlar, kız torunlarının meme kanserine yakalanma riskini artırıyor.
Dengeli beslenmenin vazgeçilmez parçası olan süt, kadının hayatında gebelik, lohusalık ve menopozda önemini daha da artırıyor. Bu dönemlerde süt tüketimini artırmalısınız
Amerikalı bilim adamları, cinsel ilişkiden tam 5 gün sonra bile alınsa istenmeyen gebeliği önleyen doğum kontrol hapı üretti.

Gebelik ve diyabet ilişkisi hem anne adayı, hem de bebek için oluşturabileceği riskler açısından önem taşıyor.

Emzirme döneminin verimli olmasını sağlayan en önemli şey hamilelik döneminde hazırlanmaya başlamaktır. Emzirme doğal bir şeydir ancak iç güdüsel değildir. Sertifikalı uzmanların ders verdiği emzirme sınıflarına katılarak gerekli bilgileri edinebilirsiniz.
Başlayın
NOT: Bebeğiniz üçüncü günden itibaren en az altı ile sekiz defa altını ıslatmalı ve iki kere bağırsak hareketi yapmalıdır. Aksi takdirde doktorunuza danışın.
Anne adaylarının, doğum sonrası süreçte fiziken ve psikolojik olarak bazı sıkıntılar yaşayabildiğini ifade eden Yaralı, “Doğum öncesinde tatili fırsat bilen gebeler, sağlıklı ve sorunsuz bir tatil için hekiminin önerilerini göz ardı etmemeli” uyarısında bulundu.
“HEKİMİNİZİ BİLGİLENDİRMEYİ İHMAL ETMEYİN”
Yaralı, hamileliğin erken dönemlerinde düşük tehlikesi ve hamileliğin son haftalarında da erken doğum riski söz konusu olabileceği için, anne adaylarının, tatil planı yapmadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmesi gerektiğini söyledi.
Anne adaylarının, tatil tarihi hakkında doktorunu bilgilendirmesi gerektiğini vurgulayan Yaralı, “Mutlaka, tatilin geçirileceği yere yakın mesafede, tam teşekküllü bir hastanenin olmasına dikkat edilmeli. Hastanenin tam yeri öğrenilmeli” dedi.
Seyahate giderken, tıbbi dosyanın bir fotokopisinin de alınması gerektiğine dikkati çeken Yaralı, “Olası bir sorun olduğunda, hekim tarafından, bugüne kadar yapılan takiplerin ve anne adayı ile bebeğin genel sağlık durumlarının ne olduğu konusunda bilgi sahibi olması, yapılacak müdahale için çok önemlidir. Bu, müdahale için hem zaman kaybını önleyecek hem de doğru tanının ve uygun müdahalenin yapılmasını sağlayacaktır” diye konuştu.
Yaralı, doğum tarihinin yakın olması durumunda, seyahate gidilecek yerlerin çok uzak olmamasının uygun olduğunu belirterek, “Özellikle erken doğum riski olan gebelerin, 30. gebelik haftasından sonra bulundukları şehirden çıkmamaları gerekmektedir. Seyahatin, bizzat olumsuz etkisi olmamakla birlikte, seyahat sırasında olabilecek olumsuzluklar önemlidir. Olası bir ters durum karşısında hem annenin hem de bebeğin hayatı tehlikeye girebilir” uyarısında bulundu.
“DİNLENDİRİCİ YERLER TERCİH EDİLMELİ”
Uzun, kapsamlı turların ve kişinin yaşadığı iklimden çok farklı koşullara sahip olan bölgelerin tatil için seçilmesinin uygun olmadığını belirten Yaralı, “Anne adayının yaşadığı bölgeden farklı olan aşırı sıcak ya da aşırı soğuk hava koşulları, şişkinlik, kramp, çarpıntı ya da halsizlik gibi etkilere neden olabilir” dedi.
Yaralı, bölgesel ve tarihsel gezi ağırlıklı kültür programlarının, fiziksel yorgunluğa neden olabileceğine işaret ederek, dinlendirici ve kalabalıktan uzak sakin yerlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.
Yaralı, 3-5 saatten fazla süren yolculukların, anne adayının kan dolaşımını olumsuz etkileyebileceğini, hareketsizliğe bağlı alt uzuvlarda derin toplar damarlarda pıhtı oluşma riskinin artabileceğini belirterek, uzun süren yolculuklardan kaçınılması gerektiğini dile getirdi.
Araba ile yapılan seyahatlerde sık sık mola verilmesinin, tren yolculuklarında kısa yürüyüşler yapılmasının faydalı olduğunu ifade eden Yaralı, “Hareketlilik, derin toplar damarlarda pıhtı oluşma riskini azaltır” dedi.
Emniyet kemerinin de mutlaka takılması gerektiğini vurgulayan Yaralı, “Emniyet kemerinin takılı olması, meydana gelebilecek sarsıntıda bebeğe gelebilecek zararları önleyecektir” uyarısında bulundu.
Yaralı, uçak yolculuğunun söz konusu olduğu durumlarda da mutlaka doktorun konu hakkında bilgilendirilmesi gerektiğini belirterek, “Uzun uçak ve diğer araçlarla yapılan seyahatlerde derin toplar damarlarda pıhtı oluşma riskini azaltmak için yürüyüşler yapılmalı ve bol sıvı alınmalı” diye konuştu.
ÖNERİLER
Prof. Dr. Hakan Yaralı, seyahate çıkmayı düşünen hamilelere şu önerilerde bulundu:
Hamileliğin yedinci ayından sonra, uzun yolculuktan kaçınılmalı,
Aşırı sıcak ve yüksek rakımlı bölgelere gidilmemeli,
Yurt dışı tatillerinde gelişmiş ülkeler tercih edilmeli,
Mikrobik ishale karşı sadece kapalı sular içilmeli,
Besin zehirlenmesine karşı dışarıda hazırlanmış salata, az pişmiş et ve mayonezli ürünler yenilmemeli,
Bol sıvı alınmalı ve lifli besinler tüketilmeli,
Gidilecek bölgedeki sağlık kurumlarının telefonları alınmalı,
Rahat, ince, hava alan giysiler ve alçak topuklu ayakkabıları giyilmeli.
Aşılamanın temelindeki ilke,bakteri ve virüs gibi enfeksiyon etkenlerini yada çeşitli zehirli maddeleri belirli işlemlerden geçirdikten sonra kişiye vererek vücudun bu maddelere karşı antikor üretmesini,yani bağışıklık kazanmasını sağlamaktır.
Böylece vücudun,hazırlıklı olduğu hastalık etkenlerinden biriyle karşılaştığında, Önceden, oluşmuş antikorlar sayesinde bu maddelerle savaşması kolaylaşır.
AŞILARIN BİLEŞİMİ
Aşılar ya hastalık etkeni olan mikroorganizmalardanbakteri,virüs vbyada bunların ürettiği zehirlerden yapılır.
Vücuda verilmeden önce çeşitli işlemlerden geçirilen aşının hastalık yapıcı etkisi ortadan kaldırılır. Ama bu işlemler aşının antijen özelliğini ve vücutta antikor oluşturma etkisini engellemez. Başlıca aşı tipleri şunlardır:
Canlı aşılar-Enfeksiyon etkeni mikroorganizma ısıtma,kimyasal işlem gibi çeşitli yöntemlerle zararsız hale getirilerek vücuda verilir.Bazen de enfeksiyon etkenine benzeyen daha zararsız bir mikroorganizma kullanılır. Örneğin,çiçek aşısındainek çiçek hastalığının etkeni,verem aşısında da hastalık yapma gücü zayıflatılmış BCG denen verem basili kullanılır.
Ölü mikropların kullanıldığı aşılar-Örneğin boğmaca ve kolera hastalıklarında bu tip aşılar kullanılır.
Mikropların ürettiği zehirlerianatoksiniçeren aşılar-Bu tip aşılarda formol gibi kimyasal maddeler yada ısı kullanılarak zehrin hastalık yapıcı etkisi yok edilir,ama antikor yapımını uyaran etkisi korunurtetanos aşısı,difteri aşısı vb.
AŞILARIN ETKİ MEKANİZMASI
Canlı aşılarla vücuda giren mikroorganizmalar çoğalmaya başlar,ama bunlar etkisizleştirilmiş olduğundan üremeleri hastalıkla sonuçlanmaz yada ancak çok hafif belirtiler gelişir. Sonuçta gerçek mikropların oluşturduğuna benzer bir bağışıklık ortaya çıkar. Aşılanmadan en erken 2-3 hafta sonra gelişen bu bağışıklık yıllarca sürer.
Ölü aşılar ve anatoksinler hastalık belirtilerine yol açmaz,ama vücutta bunlara karşı antikor üretilir. Gene de tam bir bağışıklık oluşması için aşı dozu birkaç kez yinelenmelidir.
Bunların yarattığı bağışıklık canlı aşılarınki kadar uzun süreli değildir. Yeni doğanlarda ve
Süt çocuklarında bağışıklık sistemi tam olarak olgunlaşmadığından,aşılara yanıt göreceli olarakzayıftır. İlk aşıkarma aşıyaşamın ikinci ayından sonra yapılır. Aşıya en iyi yanıt çocukluk ve ergenlik döneminde alınır. Daha sonra bu etki azalır.
YAN ETKİLERİ
Yan etkiler aşının özelliklerine göre değişir. Canlı aşı yapıldıktan sonra gelişen yan etkiler,gerçek hastalığın hafif bir biçimi gibidir. Örneğin kızamık aşısından sonra hafif ateş ve döküntü ortaya çıkabilir.
Etkisizleştirilmiş maddeler içerenörneğin,ölü bakteri yada virüsler,anatoksinleraşılar ise kızarıklık,aşının uygulandığı yerde şişlik ve ağrı gibi yerel,ateş ve kırıklık gibi genel durumlara yol açabilir.
Aşı komplikasyonları ağır ve hafif olarak ikiye ayrılabilir. Hafif komplikasyonlar aşıdaki çeşitli öğelere karşı gelişen alerji tepkimelerinin deride yol açtığı belirtiler ile aşının uygulandığı bölgedeki lenf bezlerinde şişkinlikten oluşur.
Ağır komplikasyonlar ise daha az görülür ve anafilaktik şokikinci kez karşılaşılan bir antijene karşı şiddetli alerji tepkisi, çırpınma nöbetleriözellikle çocuklarda boğmaca, kızamık,çiçek gibi aşılardan sonrayada çok ender olarak beyin iltihabı gibi durumlara neden olur.
AŞILAMA YAPILAMAYAN DURUMLARDA
Özellikle canlı aşı uygulamasının sakıncalı olduğu durumlar arasında ateş,ishal,genel bitkinlik,enfeksiyon hastalıkları,kalp hastalıkları,gebelik ve bebeğin erken doğmuş olması olabilir.Kortizon tedavisi görenlere aşı uygulanmaz. Çünkü kortizon bağışıklık sistemini etkileştirerek aşının içindeki maddeye karşı vücudun antikor üretmesini önler.
Kötü huylu tümörü olan hastalara canlı aşı uygulaması yapılmaz. Kanserin etkisiyle baskılanan bağışıklık sistemi nedeniyle ölü aşı ya da anatoksin aşısı da yeterli antikor üretmediğinden yararlı olmaz.
Merkez sinir sistemi hastalığı bulunanlara boğmaca aşısı kesinlikle uygulanmaz. Bu hastalara zayıflatılmış canlı aşılar uygulanırken de çok dikkatli olunmalıdır. Sindirim sistemi hastalığı bulunanlara çocuk felci aşısı uygulanmamalıdır. Alerjik özellikleri olan kişilerde ise yumurta proteini içeren aşıların kullanılması sakıncalıdır. Antihistaminik türü ilaçların koruyuculuğu altında öbür aşılar dikkatli bir biçimde uygulanabilir. Böbrek ya da karaciğer hastalığı bulunanlara BCG aşısı uygulanmamalı,difteri ve tifo aşısı uygularken de çok dikkatli olunmalıdır.
AŞI ÇEŞİTLERİ
ÇOCUK FELCİ AŞISI
Bu aşı ağız yoluyla doğrudan ya da çocuğun direnç göstermemesi için kesme şekere emdirilerek verilebilir.
Aşılama sonucu oluşan antikor düzeylerinde yıllar geçtikçe düşme eğilimi görülmekle birlikte,doğru ve yeterli dozlarda yapılmış aşılama yaşam boyu koruma sağlayabilir.
Sakıncalı durumlar: Bağışıklık sistemi baskılanmış,örneğin ışın tedavisi gören,kortizon ve kanser ilaçları alan kişilerde bağışıklık oluşturma tepkisi zayıfladığından aşı yapılmamalıdır. Aşının dölüt yada gebelik üzerinde olumsuz etkisini gösteren bir kanıt yoktur. Ama önlem olarak gebe kadınlara ve aşıdan sonraki üç ay içinde gebe kalmayı düşünenlere aşı uygulaması önerilmez.
DİFTERİ AŞISI
Difteri günümüzde çok ender görülen bir hastalıktır. Ama hangi yaşta olursa olsun yaşamsal tehlike yaratır. Difteri aşısı boğmaca ve tetanos aşısıyla birlikte uygulanır. Bu aşılama işlemi on yılda bir uygulanır.
Tepki ve komplikasyonları:Bebeğe yapılan ilk aşı önemli bir tepkiye neden olmazken,erişkinlerde aşıya bağlı tepkiler sık görülür. Genellikle aşı yapılan yerde kızarıklık,şişlik ve ender durumlarda ateş görülebilir. Bu belirtiler 2-3 gün içinde kaybolur.
Sakıncalı durumlar:Difteri hastasıyla karşılaşankişiler iki grup altında toplanabilir. Birinci durumda hastayla ilişkiye geçen kişi son difteri aşısını ya da yineleme dozunu en çok 5-6 yıl önce olmuştur. İkinci durumda ise kişi ya hiç aşılanmamıştır ya da son aşılamanın üzerinden uzun yıllar geçmiştir. Difteri aşısı akut dönemindeki ve henüz iyileşmemiş hastalarda,gebelik ve emzirme döneminde,egzama,kurdeşen gibi alerji kökenli deri hastalıklarında uygulanmamalıdır.Kesin olarak uygulanmaması gereken durumlar ise kötü huylu tümör gibi ağır kronik hastalıklar ile şeker hastalığıdır.
TETANOS AŞISI
Tetanos ağır seyreden ve genellikle ölümle sonuçlanan bir enfeksiyon hastalığıdır. Kırsal kesimlerde de oldukça etkili biçimde sürdürülen zorunlu aşı uygulamasıyla denetim altına alınmıştır. Aşının bağışıklık yapıcı etkisi en az 5 yıl sürer. Bu yüzden yasalarla zorunlu kılınmasa da 5 yılda bir yinelenmelidir. Bu hastalık bazı meslek gruplarında da sıklıkla görülür: Çiftçiler, çobanlar, hayvan yetiştiricileri, çöpçüler, toprak yol yapım, maden , fabrika, sporcular, askerlik hizmetinde bulunanlar…
Tepki ve komplikasyonları: Ender olarak aşı yerinde kızarıklık,şişlik yapabilir. Ama bunlar birkaç gün içinde geçer.
BOĞMACA AŞISI
Boğmaca çok kolay bulaşan,zatürreeye,havale nöbetlerine ve beyin işlevinde bozukluklara yol açabilen ağır bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık en çok çocuklarda görülür ve belirtiler özellikle bu yaşlarda ağırdır. Boğmaca aşısı genellikle difteri ve tetanos aşısıyla birlikte uygulanır.
Tepki ve komplikasyonları:En yaygın komplikasyonları kızarıklık ve şişliktir. Boğmaca aşısına bağlı tepkilerin yaşla birlikte arttığı görülmektedir.
KIZAMIK AŞISI
Yaygın bir çocukluk hastalığı olan kızamık,bazen çok tehlikeli boyutlara varıp kulak enfeksiyonuna,bronşit,zatürree gibi komplikasyonlara neden olabilir. Çocukların büyük bölümü kızamığa okul çağlarında yakalanır. Bu nedenle çocuğun henüz hastalığın bulaşabileceği topluluklara girmeden aşı olması gerekir.Günümüzde kızamık aşısı kızamıkçık ve kabakulak aşısıyla karma olarak uygulanmaktadır.
Tepki ve komplikasyonları: Aşılanan çocukların 6 sında aşıdan 6gün sonra görülen ateş, 5-6 gün kadar sürebilir. Ender olarak kızamık döküntüleri görülebilir.
KABAKULAK AŞISI
Kabakulak,okul çağındaki çocuklarda sık görülen bir enfeksiyon hastalığıdır. Genellikle tükürük bezlerini etkiler,ama başka organlarda da enfeksiyona yol açtığı olur. Aşı 90 oranında 10 yıl süreyle yeterli bağışıklık sağlar. Aşı tavuk embriyonundan üretilen kabakulak virüsü kültüründen elde edilir. Bu nedenle yumurtaya karşı alerjisi olduğu bilinenlere uygulanmamalıdır.
KIZAMIKÇIK AŞISI
Kızamıkçık,çocukluk çağının en hafif geçen enfeksiyon hastalıklarından biridir. Genellikle hastalığın farkına bile varılmaz. Kızamıkçık virüsünün en büyük tehlikesi,gebelik döneminde geçirilen enfeksiyonlarda ortaya çıkar.
Yan etkiler ve komplikasyonları: Kızamıkçık aşısının yan etkileri genellikle hafif ve kısa sürelidir. Ama bazı durumlarda birkaç ay sürebilir. En sık görülen yan etkiler kurdeşen,çeşitli döküntüler,kırıklık,ateş ile boyun ve koltukaltı lenf bezlerinde şişmedir.Bazen erişkin kadınlarda 2-3 gün süren orta şiddetli eklem ağrıları görülebilir.
HEPATİT AŞISI
Virüs kökenli hepatit tüm dünyada önemli bir sağlık sorunudur. Bugüne değin virüs hepatitine neden olan beşten çok virüs saptanmıştır. Bunlar A,B,C,D ve E tipleridir.
Nasıl yapılır?:Hepatit B aşısı,erişkinlere kolun dış yüzeyinden kas içine,bebeklerdekalçanın üst bölümüne uygulanır. Yeterli bağışıklık sağlamak için ilk dozdan sonraki birinci ve altıncı aylarda aşı yenilenmelidir. Bağışıklık en az 4-5 yıl sürer ve bu süre sonunda aşının yinelenmesi önerilir.
Yan etkiler ve komplikasyonları:En sık görülen yan etkiler aşı yerinde kızarıklık,kaşıntı ve şişliktir. Bunlar çok hafif seyreder ve genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden kaybolur. Ender olarak ateş,bulantı ve yorgunluk görülebilir. Aşı hepatit B virüsüne karşı tam bir bağışıklık sağlar.
VEREM AŞISI
Son yıllarda Türkiye de görülme sıklığı önemli oranda yükselen verem,dünya ölçeğinde de yaygınbir enfeksiyon hastalığı olma özelliğini korumaktadır.
Nasıl yapılır?:Aşı deri içine verilerek uygulanır. Eskiden ağız yoluyla uygulanmış,ama bağışıklık oluşturacak kadar yüksek miktarda antikor oluşumu sağlamayan bu yöntemden vazgeçilmiştir. Verem aşısı çiçek aşısına benzer biçimde iğneyi deriye birkaç kez batırarak ya da deriyi çizerek uygulanabilir. Verem aşısı çok dikkatli yapılmalıdır. Deri altına değil kesinlikle deri içine uygulanmalıdır. En sık kullanılan bölge kolun dış yüzüdür.
Uygulama bölgesinde 3 hafta sonra birkaç milimetre çapında bir lezyon belirir. Oluşan küçük yara 2-3 ayda geride bir nedbe dokusu bırakarak iyileşir.
Etkisi:BCG aşısı bebekleri 5 yaşına değin 80-90 oranında korur. Bu koruma 10 yaşına değin 80 e erişkinlerde 50 ye düşer. Bazı durumlarda koruma tam değildir. Ama her durumda aşı hastalığın vücuda yayılmasını engeller.
Kimler aşılanır?:Yeni doğanlara ve tüberkülin testi negatif sonuç verenlere aşı uygulaması önerilirken,aşağıda risk gruplarında bulunanlara aşının uygulanması gerekir.
Beş-on yaşlarında,hastalığın yaygın olduğu toplumsal ve ekonomik düzeyi düşük bölgelerde yaşayan ve tüberkülin test sonucu negatif olan kişilerde,
Beş-on beş yaşlarında,aile bireylerinden birinde verem saptanan ya da önceden verem hastalığı geçirmişve tüberkülin testi negatif sonuç veren kişiler,
Sanatoryumda görevli personelin çocukları içinde tüberkülin testi negatif çıkanlar,
Sağlık kuruluşlarında çalışan ve tüberkülin testi negatif olan kişiler,
Tüberkülin testi negatif çıkan tıp öğrencileri,tıp fakültesine kayıt sırasında,
Tüberkülin testi negatif çıkan ve askerlik görevine başlayan kişiler.
Komplikasyonları:Verem aşısından sonra genel bir komplikasyon görülmemiştir.Aşı yanlışlıkla kişinin vereme yakalandığı bir dönemde uygulanırsa,hasatlığın kuluçka süresi kısalır, yerel lezyon hızla yayılır ve ateşle birlikte hastalığın tüm belirtileri ortaya çıkar.Yerel komplikasyonlar aşının uygulandığı bölgedeki lenf bezlerinin büyümesidir. Şişlik 1-2 ayda kaybolur.
ÇİÇEK AŞISI
Dünya Sağlık Örgütü nün 8 Mayıs 1980 deki 33. toplantısında çiçek hastalığının bütün dün yada ortadan kalktığı açıklanmıştır.Elde edilen başarı,bütün dünyada yürütülen çiçek aşısı kampanyalarına bağlıdır.Türkiye de de zorunlu olarak yapılan çiçek aşısı,Dünya Sağlık Örgütü nün açıklamaları doğrultusunda uygulamadan kaldırılmıştır.
