Sistemin farklılıklarından biri, son zamanlarda bütün diyetlerde önerilen “Az ama sık yemek” yerine “günde 3 öğün yemek” önermesi…

Sistemin farklılıklarından biri, son zamanlarda bütün diyetlerde önerilen “Az ama sık yemek” yerine “günde 3 öğün yemek” önermesi…

Göbek, basen ve kalçalarınızdaki bölgesel yağlar artık dert değil! Estetik ameliyat olmadan, sıkı diyetler yapmadan bölgesel yağlarınızdan sadece 10 dakikada kurtulabilirsiniz. X-tra Gel’in devrim yaratan bitkisel formülü ile anında sıkılaşın!
Açlığa dayanamayanlar!! Kilo sorunu olanlar!! Sağlıklı ve formda kalmak için katı diyetler, ağır egzersizler yapanlar! İşte ihtiyacınız olan destek…
Fazla kiloların sorumlusunu sadece yediklerinizde aramayın. Kısa vadede hızlı kilo vermeyi vaat eden şok diyetler metabolizmayı yavaşlatırken, tiroit fonksiyonunda değişime neden oluyor. Böylece kaybedilen her kilonun geri alımı kolaylaşıyor
Şok diyetler, kısa süreli spor ve bitkisel karışımlardan medet ummaktan sıkılmadınız mı?
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Sağlık Yüksekokulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr
Zayıflamak için diyet efsanelerinden yardım umanların sonu hüsran.
Başarısız diyetlerin nedenlerinden biri de kepekli besinlerin çokça tüketilmesi. Normal ürünlerden daha az kalori içermeyen bu ürünlerin tek ajantajı lif içerikleri.
Kışın alınan kiloların yarattığı yoyo sendromundan kurtulabilmek için sağlıklı diyetler ve sporun yanı sıra uzman desteği de kaçınılmaz
Yazın verdiğiniz kiloları kışın alıyorsanız yoyo sendromun pençesine düştünüz demektir. Bilinçsiz uygulanan diyetlerin yol açtığı soruna karşı önlem almak şart
Bildiğiniz tüm diyetleri unutun. Sağlıklı ve kalıcı bir şekilde kilo vermek için uygulamanız gereken 11 kural var. Bunun yanı sıra günde 45 dakikalık egzersizi de unutmamalısınız
Uzmanlar, hamilelerin kesinlikle oruç tutmaması konusunda uyarıda bulundu.Uzmanlar, hamilelerin Ramazan ayında kesinlikle oruç tutmaması gerektiğini, bu durumlarda anne ve bebek sağlığının ciddi derecede etkileneceği konusunda uyardı. Uzmanlar ayrıca, kronik hastaların da doktor kontrolünde oruç tutması gerektiğini söyledi.
Ramazan ayının başlamasıyla birlikte ön plana çıkan insan sağlığı, uzmanları oruç konusunda uyarılarda bulunmaya zorladı. Bartın İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Nacaroğlu, Ramazan sebebiyle oruç tutmak isteyen hamilelere uyarılarda bulundu. Hamileleri kesinlikle oruç tutmamaları konusunda uyaran Dr. Nacaroğlu, “Hamilelerimiz için oruç tutulmaması çok önemli bir konudur. Gebeler kendi beslendiği gibi aynı zamanda kendi yavrusunu da beslemek zorundadır. Dolayısıyla gıdasına, özellikle içtiği suya, aldığı enerjiye, proteine ve yağına dikkat etmesi gerekir. Oruç tutarsa, bunları yeterince sağlayamaz. Bu durumda anne adayı ve bebeklerde ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya kalınabilir. Ayrıca hamilelerimizin Eylül ayı olmasına rağmen sıcak havalarda dışarıya çıkmamalarını öneriyorum” dedi.
“KRONİK HASTALAR HEKİM KONTROLÜNDE ORUÇ TUTMALI”
Ramazan’da vatandaşların özellikle beslenme diyetlerine, sahur ve iftar yemeklerindeki gıdalara dikkat etmesini önerdiklerini belirten Bartın İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Nacaroğlu, 12 saat oruç tutarak aç kalınmasının kronik rahatsızlıkları bulunan hastaları etkileyeceğini belirtti. Dr. Nacaroğlu, “Ramazan ayında bu yıl 12 saat aç kalmak durumundayız. Özellikle kronik hastalarda hekim gözüyle, hekim gözetiminde ibadetin yapılmasını ortaya koyuyor. Diyabetli hastaların çok sık yemesi lazım. Az ve sık yemesi gereklidir. Diyetini devam ettirmesi lazım. Kronik hastalarımızdan hipertansiyonu ve karaciğer hastası olanların hekimlerinin kontrollünde ve hekimlerin gözetiminde bu ibadeti eğer yapabiliyorlarsa yerine getirmelerini talep ediyoruz” dedi.
Bartın İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Nacaroğlu, sıcak günlerde bu ibadeti hekimleriyle birlikte danışarak yapan yaşlıların özellikle sıcak havalarda gezmemesi gerektiğini, su kayıplarının oluşabileceğini, uzun süreli olduğunda böbrek ve karaciğerin zarar görebileceğini de sözlerine ekledi.
Şişmanlık kalori alışverişinde doğan dengesizliğin sonucu olduğuna göre, alınan ve verilen kalori oranında denge kurulduğu zaman şişmanlama sorunu da çözülmüş oluyor. Bu denge, yiyecek ve içeceklerle alınan kalorinin günlük hareketle harcanması yoluyla kurulur. Şişman kimselerde, fazla kilonun verilebilmesi için alınan kalorinin az, harcanan kalorinin çok olması gerekir ki, aradaki fark vücut yağ depoları tarafından karşılansın. Böylece fazla yağların erimesi sağlansın. Tıp biliminin verdiği uğraşlar, akıllı bir diyet ile birleşen bol hareketin şişmanlıktan kurtulmanın en ideal yolu olduğunu ortaya çıkardı.
Uzmanlara göre nasıl diyet uygulanırsa uygulansın, hareket edilmediği takdirde sağlıklı bir zayıflama gerçekleşmiyor. Bunun için özellikle ağır sporlar değil jimnastik yapılması öneriliyor. Uzmanlar jimnastikte de aşırıya kaçmanın sağlıklı olmadığına dikkat çekiyor.
Sağlıklı ve uzun yaşam için yapılacak hareketlerin başında her gün bir saat tempolu yürüyüş, jimnastik, kondüsyon bisikleti, koşu, yüzme, tenis veya herhangi bir spor yapılması geliyor. Eğer bunları yapacak zaman yoksa yine de hareket olanaklarının yaratılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Bu olanaklar da şöyle sıralanıyor: Eğer işyeri çok uzak değilse ve zaman elveriyorsa işe yürüyerek gidip gelmek veya en azından yolun bir kısmını yürümek. Kısa mesafelerde ulaşım vasıtalarını kullanmayıp yürümeyi tercih etmek. Günlük alışverişleri yapmak böylece yürüme fırsatı yaratmak. İşe gidiş gelişlerde zaman açısından problem varsa öğle tatilini değerlendirip yürümek. Mecbur kalmadıkça asansör kullanmamak. Bol bol yüzmek.
İsveç Diyeti
Geçen yıllarda en çok başvurulan diyet “İsveç Diyeti” oldu. Bu diyeti özellikle iki ana soruna çözüm getiriyor. Bunlardan birincisi sorunsuz hızlı kilo verdirmesi, ikincisi ise verilen kiloların iki yıl boyunca geri alınmaması. İki yıl boyunca kilo alınmamasının nedeni de diyetin metabolizmada yarattığı değişikliklere bağlanıyor.
Bu diyet 13 günden uzun sürdürülmüyor. Rigshospitalet adlı bu diyet, tam olarak uygulanırsa iki haftada 7-20 kilo verdiriyor.
Başlıca Kurallar:
Ayrıca çay, kahve ve meşrubat içilmeyecek, günde iki litre su içilecek, diyet 13 günden uzun, altı günden az uygulanmayacak. Üç aydan kısa bir sürede aynı diyet tekrarlanmayacak ve en son olarak da aynı gün içinde öğle ve akşam yemekleri ile yer değiştirilebilecek.”
İngiliz Bilim Derneği’nin düzenlediği bilim festivalinde sunum yapan York Üniversitesi’den psikolog ve görsel algı uzmanı Peter Thompson, bu anlayışın bilimsel bir temeli olmadığını kaydetti.
İngiliz The Independent gazetesi, yatay çizgilerin insanları şişman göstermediğini yazdı. Dr. Thomson’un iddialarını sayfalarına taşıyan gazete, “Aslında yatay çizgili giysilerin insanları zayıf gösterdiği ortaya çıktı.” dedi.
Thomson, dikey çizgili giysilerin insanları şişman gösterdiğine dair kanaatin yanlış bir algı olduğunu söyledi. Thomson yaptığı araştırma sonucunda dikey çizgili giysiler giyen insanların, yatay çizgili giysiler giyenlere göre yüzde 6 oranında daha geniş gözüktüğünü belirledi. 20 kişi üzerinde araştırma yapan Thomson, “Yatay çizgili giysiler sizi şişman göstermez. Aslında dikey çizgili giyenler, yatay çizgili giysiler giyenlere göre daha şişman gözüküyor. ” dedi. Thomson, dikey çizgili giysilere dair inancın nereden kaynaklandığını bilmediğini söyledi.
“Zayıf görünmek isteyen kadınlar ne yapmalı?” sorusu karşı Thomson, “Siyah giymek güzeldir. Üzerinde birkaç yatay çizgi bulunan siyah kıyafetler giysinler.” tavsiyesinde bulundu.
Eylül ayına denk gelmesi nedeniyle uzun süren oruç özellikle çalışanları zorluyor. Açlık nedeniyle oluşan baş ağrılarını orucu bozmadan gidermek de mümkün. İşte size ilaç almadan ağrı giderme yöntemleri
başladı. Oruç saatlerinin uzaması ve buna bağlı olarak aç ve susuz kalma süresinin artması insan vücudunda bir takım ağrıların oluşmasına da sebep oluyor. Özellikle de gün boyunca çalışmak zorunda kalanlarda… Ancak çok şiddetli bir ağrıyla karşılaşmadığınız sürece orucunuzu bozmadan bu ağrıları gidermek mümkün. Anadolu Sağlık Merkezi�nden Algoloji Uzmanı Prof.Dr. Ayşen Yücel, orucun vücutta yol açtığı ağrıları ve çözüm önerilerini anlattı.
Oruç tutmak ne tür ağrılara neden olabilir?
Oruç tutmak çok çeşitli ağrılara neden olabilir. Bunların başında beslenme düzeninin değişmesi ve çok uzun süre aç kalınması nedeniyle oluşan, mide-barsak sisteminden kaynaklanan ağrıları sayabiliriz. Gene oruca bağlı olarak, kan basıncı oynamalarına bağlı bir takım sorunlar ortaya çıkabilir. Bu durumun da baş ağrısı olarak karşımıza çıktığını görebiliriz. Veya diğer bir örnek de, bazı hastalarda, ani kan şekeri düşmesine bağlı olarak çok şiddetli baş ağrısı gelişebilir.
Kronik ağrısı olan kişilerde de oruç tutmak bu ağrıyı tetikleyebilir. Örneğin migren, buna verilecek en güzel örnek. Açlık, migrenin birçok türünü tetiklemektedir. Dolayısıyla bir migren hastası oruç sırasında ciddi migren ataklarıyla karşılaşabilir. Oruç sırasında rastlanan bir diğer ağrı da gerilim baş ağrısı. Her ne kadar gerilim baş ağrısı farklı faktörlerle oluşsa da oruç sırasında ; özellikle geceleri sahur nedeniyle uyku düzeninin bozulması nedeniyle oluşan uykusuzluğun yarattığı stres, açlığın da eklenmesiyle kişilerde gerilim baş ağrısına yol açabilir. Oruç sırasında meydana gelebilen bir başka ağrı da, ciddi anlamda kafeinli içeceklere bağımlılığı olan kişilerde rastlanan baş ağrılarıdır. Normalde baş ağrısı çekmeyen bu kişilerin, oruç nedeniyle kafeinli içeceklerin birden kesilmesi nedeniyle baş ağrısı çektiklerini biliyoruz.
Oruç sırasında meydana gelen hangi ağrıları ciddiye alıp oruç bozmak gerekir?
Eğer daha önce hiç böyle bir ağrıyla karşılaşmadıysak, yani akut ağrı dediğimiz, ani başlayan ve vücutta meydana gelen herhangi bir bozukluğun habercisi olan bir ağrı varsa bunu ciddiye almak gerekir. Örneğin hastanın hiç mide ya da karın ağrısı yokken oruçluyken çok şiddetli bir karın ağrısı başladıysa veya barsak düzeninde bozuklukla birlikte şiddetli bir karın ağrısı, beraberinde kusma gibi belirtiler varsa tabii ki bunu ciddiye almak gerekir. Ama kronik ağrılı bir hasta, migren hastası gibi, zaten bu atağı herkesten daha iyi tanıyacaktır. Orucu sırasında meydana gelebilecek atağın tedavisi için orucunu bozması gerekir.
Hem oruç tutmak hem de bu ağrılardan korunmak mümkün mü?
Bir kısmı için mümkün. Örneğin, kişide herhangi bir mide-barsak şikayeti varsa oruç tutmaya başlamadan önce mutlaka bir gastroentrologa danışarak böyle bir sürece girilip girilemeyeceğinin sorulması lazım. Ama migren benzeri ağrısı olan hastalardan bazıları, koruyucu tedaviyi sürdürmek kaydıyla oruç tutabilir. Örneğin, ayda 2-3 migren atağı olan bir hasta, atak gelmesin diye koruyucu tedavi alıyorsa, ilaç alım saatini ramazana göre düzenleyip, kriz sayısı da az olduğu için orucunu sürdürebilir. Ancak yine migren hastaları için uyarıda bulunmamız lazım çünkü açlık, yüzde 100 migren ataklarını tetikleyen bir durumdur.
Sık atağı olanlar ve çok şiddetli atak geçiren hastalar atağın geleceğini hissederler ve önceden ilaçlarını alırlar. Ancak oruç sırasında bu şansı bulamayacakları için bu kişilerin çok şiddetli atak geçirme olasılığı vardır. Bu durum, kişiden kişiye farklılık gösterdiği için mutlaka kişi kendini test etmelidir. Ama eğer yapamıyor ve şiddetli ağrıyla karşılaşıyorsa oruç tutmak konusunda ısrarcı olmamalıdır. Diğer yandan şöyle bir bakış açısı da var; oruç, insanda bir manevi rahatlama ve huzur yarattığı için gerilim tipi baş ağrılarında azalmaya neden olabilir. Gerçekten de kişi, kendini daha rahat ve huzurlu hissettiği için ve dolayısıyla gerilimi azaldığı için oruç sırasında gerilim ağrılarında bir azalma meydana gelebilir. Ancak bu kişiden kişiye değişir.
Şartları uygun olan, uyku düzeni bozulsa bile yeterli saat uyuyabilecek olan, ilaçlarını düzgün bir şekilde ve oruca uygun bir şekilde kullanabilecek olan kişiler oruçlarını tutabilirler. Ama şiddetli ağrıyla karşılaşan kişiler bunu ciddiye alıp eğer devam edemiyorsa oruç tutmakta ısrar etmemelidirler. Çünkü oruç, ağrılı hastalarda dengeyi çok ciddi bozabilir.
Oruç bozulmadan ağrı geçirilebilir mi?
Eğer hafif ve orta şiddette bir ağrıysa kişi nefes ya da gevşeme egzersizleriyle bu ağrıyı geçirebilir. Ama ağrıyı çeken kişinin bu egzersizleri nasıl uygulayacağını bilmesi gerekir. Fakat ağrı orta şiddetten fazlaysa, bu egzersizlerin faydası olsa bile tam olarak ağrıyı geçiremeyebilir.
