<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SuperTR.Com &#187; Cilt Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://www.supertr.com/tur/saglik/cilt-sagligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.supertr.com</link>
	<description>SuperTR.Com - Güncel Haberler</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 15:56:00 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Şemsiye güneşten korumuyor</title>
		<link>http://www.supertr.com/saglik/semsiye-gunesten-korumuyor/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/saglik/semsiye-gunesten-korumuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 14:59:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Bayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.supertr.com/kategorisiz/semsiye-gunesten-korumuyor/</guid>
		<description><![CDATA[ Yaz aylarında cilt sağlığınız için dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, güneş ışınlarının gölgede bile aynı etkiyi göstererek cilt sağlığınız için zararlı hale gelebileceğidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Yaz aylarında cilt sağlığınız için dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, güneş ışınlarının gölgede bile aynı etkiyi göstererek cilt sağlığınız için zararlı hale gelebileceğidir.</p>
<p><img src="http://www.supertr.com/wp-content/uploads/2010/07/7c4a5be286336248.jpg-150x150.jpg" title="Şemsiye güneşten korumuyor" alt="7c4a5be286336248.jpg 150x150 Şemsiye güneşten korumuyor" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/saglik/semsiye-gunesten-korumuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz tatili cilt sağlığınızı tehdit etmesin</title>
		<link>http://www.supertr.com/saglik/yaz-tatili-cilt-sagliginizi-tehdit-etmesin/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/saglik/yaz-tatili-cilt-sagliginizi-tehdit-etmesin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 16:49:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.supertr.com/kategorisiz/yaz-tatili-cilt-sagliginizi-tehdit-etmesin/</guid>
		<description><![CDATA[ Güneşin cildimize olumsuz etkileri artık açıkça bilinmektedir ancak yaz aylarında, özellikle tatil döneminde dikkat etmediğimiz pek çok ayrıntı cilt sağlığımız üzerinde önemli rol oynar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Güneşin cildimize olumsuz etkileri artık açıkça bilinmektedir ancak yaz aylarında, özellikle tatil döneminde dikkat etmediğimiz pek çok ayrıntı cilt sağlığımız üzerinde önemli rol oynar.</p>
<p><img src="http://www.supertr.com/wp-content/uploads/2010/06/a3614fd170804248.jpg-150x150.jpg" title="Yaz tatili cilt sağlığınızı tehdit etmesin" alt="a3614fd170804248.jpg 150x150 Yaz tatili cilt sağlığınızı tehdit etmesin" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/saglik/yaz-tatili-cilt-sagliginizi-tehdit-etmesin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pemfigus Hastalığı Nedir ?</title>
		<link>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/pemfigus-hastaligi-nedir/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/pemfigus-hastaligi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2009 13:18:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Bayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Pemfigus]]></category>
		<category><![CDATA[Pemfigus Hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.supertr.com/?p=3884</guid>
		<description><![CDATA[Pemfigus Hastaligi 
Genellikle agiz içinde yüzeyel soyulmalar ve agrili yaralar ile baslayan ve vücut cildine de yayilabilen ciddi bir hastaliktir. Tetikleyicisi bilinmez ancak otoimmün diye tabir edilen vücudun kendi bagisiklik hücreleri ile olusturdugu bir durumdur. Bazi ilaçlarla olusan pemfigus vakalari bildirilmistir. Pemfigus vulgaris (klasik pemfigus) disinda yerel ozellikleri olan degisik pemfigus tipleride vardir (fogo selvagem). [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: medium;">Pemfigus Hastaligi</span></strong><span style="font-size: xx-small; color: #000000; font-family: verdana;"> </span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: verdana;">Genellikle agiz içinde yüzeyel soyulmalar ve agrili yaralar ile baslayan ve vücut cildine de yayilabilen ciddi bir hastaliktir. Tetikleyicisi bilinmez ancak otoimmün diye tabir edilen vücudun kendi bagisiklik hücreleri ile olusturdugu bir durumdur. Bazi ilaçlarla olusan pemfigus vakalari bildirilmistir. Pemfigus vulgaris (klasik pemfigus) disinda yerel ozellikleri olan degisik pemfigus tipleride vardir (fogo selvagem). Hastaligin cilt hastaliklari uzmani tarafindan gorülmesi ve biopsi ile tani konulmasi gerekir. </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: verdana;"><strong>Pemfigus Hastaliginin Tedavisi</strong></span><span style="font-size: x-small; font-family: verdana;"></p>
<p>Tanisi konulan pemfigus vulgariste çesitli tedavi protokolleri vardir. Hastalik tablosunun yayginligi ve siddetine göre tedavi seçilir. Tedavide kortikosteroid ve immunosupresifler disinda immunoglobulin infüzyonu ve plazmaferez gibi yöntemlerde vardir. Vücudun kendi bagisiklik sistemi ile kendi cilt parçasina olusturdugu bagisiklik hücrelerinin düzeyi kanda ölçülebilmektedir. Bu düzeyin düsmesi iyilesmeyle paralel gider. Yaralarin bakimi da ayrica önem tasir, tedaviye ragmen sebat eden yaralarda yara içine kortizon enjeksiyonlari yapilabilir. Aktüel literatürde patlican, muz vb gidalarin pemfigusu artirabilecegi yazilmistir, ancak bunlarin tibbi gerçekligi yoktur. Zaten hastaliktan sorumlu olabileceginden degilde ancak lokal olarak yara olusturabileceginden sözedilebilir. Tibbi literatürde ise sarimsagin pemfigus yaralarini ortaya çikarabildigi kanitlanmistir. Çok önemli bir nokta sudur ki; her hasta kendisiyle ilgili gözlemini iyi yapmalidir, yani kisisel özellikler her zaman farkli sonuçlar dogurabilir. Örnegin bazi kisilerde sarimsak, domates, bazilarinda, patlican, biber, yaralari azdirabilirken bazi kisilerde hiçbir sakinca yaratmaz. Bu yüzden pemfiguslu kisi kendi kendini iyi gözlemlemeli ve buna göre davranis biçimi gelistirmelidir. Zaten kisi kontrollü tedavi altinda ise çekinmesi gereken fazlaca bir sey olmayacaktir. Pemfigusun dogru tedavi edilmez ise öldürücü bir hastalik olabilecegini ve tedavide kullanilan ilaçlarin çesitli yan etkileri ile karsilasilabilecegini soylemek gerekir. Buna ragmen iyi kontrol altina alinan bir hasta doktoru ile iletisim halinde olarak hayatini rahat bir sekilde idame ettirebilir. Doktorunun kontrolünden çikmamak üzere bir süre sonra kendi tedavisini düzenleyebilecek duruma gelebilir.<br />
Pemfigus tedavisinde son yillarda en sik kullanilan ?Aberer protokolü?dür. Bu protokolde pemfigusun siddetine göre kortikosteroid ve azathioprin adli ilaçlar baslanir ve hastalik kontrol altina alindiktan sonra idame tedavisine geçilir. Idame tedavisinde kortikosteroidin belli çizelge esliginde doz azaltimi yapilir ve günasiri 30 mg 3-4 ay devam edilir, azathiprin kortikosteroidden 2-3 ay sonra kesilir. Bu tedavi sirasinda hasta 2 haftalik kan tahlilleri ile izlenir. Tedavi süresince tuzsuz, karbonhidratsiz, proteinli beslenmek yan etkileri azaltmak için önemlidir. Ilaçlar bagisiklik azalmasi yapacagindan (hatirlayiniz ki pemfigus bagisiklik hücrelerinin gidip deriye oturmasindan kaynaklaniyordu) infeksiyonlardan korunmak ta çok önemlidir. Tüm önlemlerin alindigi durumda bile pemfiguslu kisinin karsilasabilecegi yan etkiler arasinda sivilcelenme, kilo alma, sürekli açlik hissi, depresyon, lokal tüylenme olabilir.<br />
Pemfigusla ilgili gelismeler hizla artmakta ve belkide pemfigus adini ilerki onyillarda unutacagiz ama simdi pemfiguslu hastalarimizla birlikte onlarin hayatlarini en dogal sekilde idame ettirmeleri için gerekenleri tekrar siralayalim:</p>
<p>1. Mutlaka bir cilt hastaliklari uzmani tarafindan takip altinda olunuz.<br />
2. Aklinizda ki her tür soruyu doktorunuza sorunuz.<br />
3. Hastaliginiz ile ilgili bilgilenip onunla birlikte en iyi sekilde yasamanin yollarini ögreniniz.<br />
4. Kendinizi iyi gözlemleyiniz, gözlemlerinizi doktorunuza kisa ve pratik sekilde özetleyerek yaziniz.<br />
5. Doktorunuz izin verdigi zaman ilaç dozunuzu kendiniz belirleyecek duruma gelebilirsiniz.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/pemfigus-hastaligi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deri Kanserleri</title>
		<link>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/deri-kanserleri/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/deri-kanserleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2009 13:17:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Bayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[deri]]></category>
		<category><![CDATA[deri kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.supertr.com/?p=3882</guid>
		<description><![CDATA[Deri Kanserleri
Deri kanserleri çoğunlukla görünebilen yerlerde olduğundan tanınması, uzun araştırmalara ve tetkiklere gerek olmaksızın teşhis konması kolaydır. Erken tanının önemi yanında , esas üzerinde durulması gereken nokta konunun ciddiye alınması ve uzman gruplar tarafından uygun tedavi yönteminin seçilmesidir. 
Klinik gözlemler, ülkemizde deri kanserlerinin hasta ve sağlık personeli tarafından yeterince ciddiye alınmadığı yönündedir. Oysa, uygun teknikle tedavi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Deri Kanserleri<br />
</strong><span style="font-size: x-small;">Deri kanserleri çoğunlukla görünebilen yerlerde olduğundan tanınması, uzun araştırmalara ve tetkiklere gerek olmaksızın teşhis konması kolaydır. Erken tanının önemi yanında , esas üzerinde durulması gereken nokta konunun ciddiye alınması ve uzman gruplar tarafından uygun tedavi yönteminin seçilmesidir. </p>
<p>Klinik gözlemler, ülkemizde deri kanserlerinin hasta ve sağlık personeli tarafından yeterince ciddiye alınmadığı yönündedir. Oysa, uygun teknikle tedavi edildiği takdirde deri kanserlerinde iyileşme yüzde yüze yakındır. Erken tanı ile tedavi maliyetleri düşecek, iş gücü kaybı azalacak ve tedaviye bağlı estetik ve fonksiyonel kayıplar hiç görülmeyecek veya minimal olacaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kampanyalarla ve medya aracılığı ile halkın ve sağlık personelinin eğitimi deri kanserinin erken dönemde yakalanmasına imkan verecektir. Burada üzerinde durulması gereken iki önemli nokta vardır;</p>
<p> </p>
<p>1. Kişinin kendi derisini kontrol etmeyi öğrenmesi, </p>
<p><font size="2"> </p>
<p>2. Sadece cildiye uzmanlarının değil tüm hekimlerin, hasta başka nedenlerle müracaat etse bile, hastanın deri muayenesini yapması, risk gruplarını deri kanserleri konusunda uyarması ve yönlendirmesidir.</p>
<p> </p>
<p>Deriden çok değişik isimler altında kanser gelişir. Sık rastlananlar, derinin en dış tabakası olan epidermisteki skuamöz hücrelerden kaynaklanan skuamöz hücreli kanser (SHK) ve bu hücrelerin daha derin kısmında yer alan ve bazal hücreler diye adlandırılan yuvarlak hücrelerden kaynaklanan bazal hücreli kanser (BHK)dir.</p>
<p> </p>
<p>Deri kanserinin belirtileri nelerdir?</p>
<p> </p>
<p>Derideki herhangi bir değişiklik kanser açısından uyarıcıdır. Deri üzerinde zaman zaman açılıp kapanan bir yara ya da kabarıklık deri kanseri belirtisi olabilir. Buna kaşınma, akıntı, kanama ve kabuklanma eşlik edebilir.</p>
<p> </p>
<p>Deri kanseri küçük, düz yüzeyli, parlak ve soluk değişiklikler şeklinde kendini gösterebilir veya üzeri düzensiz, kuru veya pul pul dökülen yassı, kırmızı nokta şeklinde de başlayabilir. Kesin teşhis için, doku örneğinin alınıp (biyopsi) patolojik inceleme yapılması gerekir.</p>
<p> </p>
<p>Deri kanserleri çoğunlukla görünebilen yerlerde olduğundan tanınması, uzun araştırmalara ve tetkiklere gerek olmaksızın teşhis konması kolaydır. Erken tanının önemi yanında , esas üzerinde durulması gereken nokta konunun ciddiye alınması ve uzman gruplar tarafından uygun tedavi yönteminin seçilmesidir.</p>
<p> </p>
<p>Klinik gözlemler, ülkemizde deri kanserlerinin hasta ve sağlık personeli tarafından yeterince ciddiye alınmadığı yönündedir. Oysa, uygun teknikle tedavi edildiği takdirde deri kanserlerinde iyileşme yüzde yüze yakındır. Erken tanı ile tedavi maliyetleri düşecek, iş gücü kaybı azalacak ve tedaviye bağlı estetik ve fonksiyonel kayıplar hiç görülmeyecek veya minimal olacaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kampanyalarla ve medya aracılığı ile halkın ve sağlık personelinin eğitimi deri kanserinin erken dönemde yakalanmasına imkan verecektir. Burada üzerinde durulması gereken iki önemli nokta vardır;</p>
<p> </p>
<p>1. Kişinin kendi derisini kontrol etmeyi öğrenmesi,</p>
<p> </p>
<p>2. Sadece cildiye uzmanlarının değil tüm hekimlerin, hasta başka nedenlerle müracaat etse bile, hastanın deri muayenesini yapması, risk gruplarını deri kanserleri konusunda uyarması ve yönlendirmesidir.</p>
<p> </p>
<p>Deriden çok değişik isimler altında kanser gelişir. Sık rastlananlar, derinin en dış tabakası olan epidermisteki skuamöz hücrelerden kaynaklanan skuamöz hücreli kanser (SHK) ve bu hücrelerin daha derin kısmında yer alan ve bazal hücreler diye adlandırılan yuvarlak hücrelerden kaynaklanan bazal hücreli kanser (BHK)dir.</p>
<p> </p>
<p>Teşhis</p>
<p> </p>
<p>BHK vs SHK genel olarak aynı yolla teşhis ve tedavi edilirler.</p>
<p> </p>
<p>Biyopsi:</p>
<p> </p>
<p>Doku örneği alınması için değişik seçenekler mevcuttur. Hangi biyopsi yönteminin seçileceği tümörün yerleşim yerine, şekline ve başvurduğu kliniğe göre değişir.</p>
<p> </p>
<p>1. Açık yara varsa, yara üzerinden bir cama (lam) akıntının bulaştırılması ile örnek alınması mümkün olabilir.Bu yöntemle yanılma payı vardır.</p>
<p> </p>
<p>2. Açık yara varsa, yara üzerinden tıraşlama yöntemi ile örnek alınıp bir cama (lam) yayılabilir veya formol içinde saklanabilir.Bu yöntemle de yanılma payı vardır.</p>
<p> </p>
<p>3. İğne biyopsisi yapılabilir. Sık başvurulan bir yöntem değildir.</p>
<p> </p>
<p>4. Silindir şeklindeki bir alet aracılığı ile doku örneği alınabilir (punch biyopsi).</p>
<p> </p>
<p>5. Yaranın bir bölümü cerrahi olarak çıkarılabilir (insizyonel biyopsi)</p>
<p> </p>
<p>6. Yaranın tamamı cerrahi olarak çıkarılabilir (eksizyonel biyopsi)</p>
<p> </p>
<p>Son 3 yöntemde yanılma payı çok azdır. Yukarıdaki şekillerden herhangi biri ile yapılan biyopsi mikroskop altında incelenir ve teşhis konur.</p>
<p> </p>
<p>Deri kanserleri nadiren bölgesel lenf bezlerine yayılma yapar. Buna rağmen, hızla büyüyen veya uzun süredir var olan ya da geniş yer kaplayan deri kanserlerinde lenf bezleri de dikkatlice muayene edilmeli, büyümüş lenf bezi varsa doğrudan veya ultrasonografi altında ince iğne biyopsisi yapılmalıdır. Bazı özel durumlarda, ileri radyolojik testler yapılmasına gerek duyulabilir.</p>
<p> </p>
<p>Tedavi Planlaması</p>
<p> </p>
<p>Tedavide amaç, tekrar ortaya çıkmayacak şekilde kanserli dokunun tümüyle çıkarılması veya tümüyle tahrip edilmesidir. Bu işlem hastada az iz bırakmalı ve işlev kaybına neden olmamalıdır. Tedavi şekli her hasta için ayrı ayrı planlanmalıdır. Deri kanserlerinin çoğunun güneş ışınına fazla maruz kalan yüz bölgesinde görüldüğü göz önüne alınırsa, tedavinin planlanmasının önemi de kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Hastanın yaşı, derisinin iz bırakma özelliği, genel durumu ve önceki hastalıkları yanında kanserin yerleşimi, büyüklüğü ve lenf bezlerine yayılma olup olmaması da tedavi seçimini etkiler.</p>
<p> </p>
<p>Cerrahi tedavi</p>
<p> </p>
<p>Deri kanserlerinin çoğu lokal anestezi ile yapılabilen kısa ameliyatlarla tedavi edilebilirler. Biyopsi amacı ile yapılan ameliyat biraz geniş tutularak (eğer bu işlem ciddi bir nedbe bırakmayacaksa) tanı ve tedavi işlemi aynı anda gerçekleştirilebilir. Yüzde özellikle göz kapağı, kulak ve burun gibi bölgelerde geniş biyopsi yapma olanağı yoktur. Patolojik incelemede kanserin tümüyle çıkarılmadığı veya kanser hücrelerinin yara kenarlarına çok yakın olduğu rapor edilirse, ikinci bir ameliyatla bölgenin daha geniş çıkarılması gerekebilir.</p>
<p> </p>
<p>Estetik ve fonksiyonel açıdan risk taşıyan bu bölgelerde, önce sadece tanı amaçlı işlem, ardından tedavi planlanmalıdır. Bulunduğu yere bağlı olmak kaydıyla küçük deri kanserlerinin çoğunda yara dudakları karşı karşıya getirilerek, yara primer kapatılabilir.</p>
<p> </p>
<p>Bunun mümkün olamadığı durumlarda, yaranın yakınından hazırlanan deri flepleri veya kanser yüzde ise, tercihen kulak arkasından alınan tam kalınlıkta deri grefti yarayı kapatmak için kullanılır. Bazı hallerde, kansere uzak bölgeden hazırlanan flepler ile onarım gerekebilir. Uygun yerleşimdeki deri kanserlerinin cerrahi olarak çıkarılmasından sonra, ince deri greftleri onarım için yeterli olabilir. Deri kanserlerinin cerrahi tedavisinde plastik cerrahi açısından çok değişik seçenekler mevcuttur, önemli olan doğru cerrahinin planlanmasıdır.</p>
<p> </p>
<p>Radyoterapi (ışın-şua tedavisi)</p>
<p> </p>
<p>Deri kanserlerinin çoğu ışın tedavisine duyarlıdır. Yüksek enerjili ışınlar kanser hücrelerinin çoğalmarını engeller ve bu hücrelerin ölümüne neden olurlar. Radyoterapi günde birkaç dakika süren, tümörün ve hastanın genel durumuna bağlı olarak toplam 2-5 haftayı kapsayan bir tedavi yöntemidir. Tedavinin cerrahiye göre daha uzun sürmesi bir dezavantaj olmasına karşın anestezi ve diğer cerrahi yan etkilerin olmaması bir avantaj olarak karşımıza çıkmaktadır. Radyoterapi ile küçük deri tümörlerinde hastalığın kontrolü ve tedavi şansı cerrahi ile eşittir. İyi kalitede yapılmış radyoterapinin estetik sonuçları da yüz güldürücüdür.</p>
<p> </p>
<p>Tedavinin yan etkileri açısından bazı hastalarda tedavi sırasında tedavi alanında kızarıklık, sulanma ve deride renk değişiklikleri görülebilir ve bu yan etkilerin büyük bir çoğunluğu tedavi bitiminden birkaç hafta sonra iyileşir. Geç dönemde ise nadiren tedavi bölgesindeki derinin renginde ve yapısında ( kuruluk, incelme, deri üzerinde ince kan damarlarının oluşması gibi) değişiklikler yaratabilir.</p>
<p> </p>
<p>Daha önceden radyoterapi yapılmış bölgede kanser yeniden gelişirse cerrahi tedavisinde bazı güçlükler doğabilirse de günümüz plastik cerrahi ameliyat teknikleri ile bu bir sorun oluşturmamaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Radyoterapi hastanın klinik durumuna, tercihine ve beklenen estetik sonuçlara göre farklı amaçlarla kullanılabilir ;</p>
<p> </p>
<p>Biyopsi ile tamamı çıkarıltılmış deri kanserinin patoloji raporunda cerrahi sınırlarda tümör hücresi saptanmış ve hasta tekrar ameliyat olmak istemiyorsa veya yapılacak cerrahi girişimin estetik sonuçlarının iyi olmayacağı düşünülüyorsa radikal radyoterapi (kür sağlamaya yönelik) uygulanır.</p>
<p> </p>
<p>Sadece tanı amacı ile biyopsi yapılmışsa ve hasta ameliyat istemiyorsa veya yapılacak cerrahi girişimin estetik sonuçlarının iyi olmayacağı düşünülüyorsa radikal radyoterapi uygulanır.</p>
<p> </p>
<p>Ameliyat öncesi radyoterapi yapılarak büyük tümörlerin küçültülmesi ve ameliyata uygun hale getirilmesi amacıyla radyoterapi uygulanabilir ve ameliyatta tümör çıkarılıp genellikle plastik cerrahi yöntemleri ile kapatılır.</p>
<p> </p>
<p>Ameliyat sınırlarını geçmiş hastalarda radikal veya palyatif (kür sağlamaya yönelik olmayan ve hastanın yakınmalarının giderilmesine yönelik ) radyoterapi uygulanabilir.</p>
<p> </p>
<p>Radyoterapinin özel bir şekli olan brakiterapi ( -interstisyel radyoterapi-doku içine radyoaktif tellerin yerleştirilmesi ve yeterli tedavi yapıldıktan sonra bu tellerin çıkarılması) ile dudak kanseri gibi bazı özel lokalizasyonlarda iyi fonksiyonel ve estetik sonuçlar alınmaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Küretaj (kazıma) ve elektrikle kurutma</p>
<p> </p>
<p>Deride kanserli bölge kaşık şeklindeki bir küretle kazınır, özel bir cihazdan sağlanan elektrik akımı ile kanama durdurulur ve kanser hücreleri öldürülür. Sonunda düz,beyaz bir iz kalır. Bu işlem deri kanserlerine alışkın bir deri hastalıkları uzmanı tarafından yapılmalıdır. Sık başvurulan bir tedavi yöntemi değildir.</p>
<p> </p>
<p>Dondurma yöntemi ile tedavi (cryosurgery)</p>
<p> </p>
<p>Küçük deri kanserlerinin tedavisinde aşırı soğuk kullanılabilir.Sıvı nitrojen tümör üzerine uygulanır,anormal hücreler ölür.Buzların çözülmesinden sonra ölü dokular vücuttan ayrılır. İşlemin ikinci kez uygulanması gerekebilir. Bu işlem genellikle acıtmaz,uygulanan bölgede ağrı ve şişlik olabilir.İyileşme sonrası beyaz bir iz kalabilir. Kesinlikle bu konuda uzman bir doktor tarafından uygulanması gereken bir tedavidir.</p>
<p> </p>
<p>Lokal kemoterapi</p>
<p> </p>
<p>Krem ya da losyon şeklindeki antikanser ilaçlar aktinik keratozda olduğu gibi yüzeyel deri kanserlerinde de lokal olarak kullanılabilir. Fluorouracil (5-FU) birkaç hafta boyunca her gün lezyon üzerine uygulanır. Uygulama sırasında yoğun inflamasyon görülür, zamanla geçer, genellikle iz kalmaz.</p>
<p></font></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/deri-kanserleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göğüslerin Bakımı</title>
		<link>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/106/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/106/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2008 12:17:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüslerin Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Memelerin Bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.forumman.com/106/</guid>
		<description><![CDATA[ 
Kızlarda meme gelişimi 8-13 yaşlarında başlar. Meme bakımı gelişmeyi izler. Memelerin gelişimi sırasında önce bir tomurcuklanma, daha sonra meme dokusunda genişleme ve büyüme olur. Memenin büyümesi ile beraber meme ucundaki kahverengi kısım da büyümeye başlar.
Gelişiminin sonuna doğru meme ucunun kahverengi kısımdan daha kabarık bir hale geldiği fark edilir.
Kızlarda meme gelişimi başladıktan birkaç sene sonra sütyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a target="_blank" rel="nofollow" href="http://www.supertr.com/goto/http://www.saglik.forumman.com/wp-content/bakim.jpg" ><img class="alignnone" src="http://www.saglik.forumman.com/wp-content/bakim.jpg" alt="bakim Göğüslerin Bakımı" width="271" height="380" title="Göğüslerin Bakımı" /></a> </p>
<p>Kızlarda meme gelişimi 8-13 yaşlarında başlar. Meme bakımı gelişmeyi izler. Memelerin gelişimi sırasında önce bir tomurcuklanma, daha sonra meme dokusunda genişleme ve büyüme olur. Memenin büyümesi ile beraber meme ucundaki kahverengi kısım da büyümeye başlar.</p>
<p>Gelişiminin sonuna doğru meme ucunun kahverengi kısımdan daha kabarık bir hale geldiği fark edilir.</p>
<p>Kızlarda meme gelişimi başladıktan birkaç sene sonra sütyen giyme gereksinimi doğar.</p>
<p>Genç kız ne zaman sütyen giyme gereksinimi olduğunu en iyi kendisi anlar. Bir genç kıza sütyen almasında yardımcı olabilecek en yakın kişi annesi veya ailesinden birisidir. Öncelikle hangi boy sütyen alınmasına karar vermek gerekmektedir. Bunun için öncelikle göğüs çevresi göğüs altından mezurle ölçülür, bu sütyenin beden büyüklüğünü vermektedir. İkinci ölçüm ise kalıp için gerekmektedir. İkinci ölçüm göğsün meme uçlarından yapılan ölçümüdür. Göğüs altı ile göğüs uçları arasındaki ölçümler arasındaki fark hesaplanır. Bu fark 15 cm.den az ise B kalıbı, 15-22 cm arasındaysa C kalıbı ve 22 cm den büyükse D kalıbıdır. İlk defa sütyen takarken pamuklu dokumadan, göğüsleri rahatça saran ve destek olanlar tercih edilmelidir.</p>
<p>Sütyen doğrudan vücuda giyilen bir çamaşır olup, sık sık değiştirilmesi gerekmektedir. Sütyenlerin yıkanma kuralları ise genellikle üzerinde bulunan kullanım kılavuzunda bulunmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/106/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beden Yaşı Öğrenmek</title>
		<link>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/beden-yasi-ogrenmek/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/beden-yasi-ogrenmek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2008 09:09:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[beden yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Beden Yaşı Öğrenmek]]></category>
		<category><![CDATA[beden yaşı testi]]></category>
		<category><![CDATA[beden yaşını öğren]]></category>
		<category><![CDATA[bedenler ve yaşları]]></category>
		<category><![CDATA[ruh yaşını öğren test]]></category>
		<category><![CDATA[ruh yaşını ögrenme]]></category>
		<category><![CDATA[vücut yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[vücut yaşı testi]]></category>
		<category><![CDATA[vücut yaşını öğren]]></category>
		<category><![CDATA[vücut yaşını öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[vücut yaşını testi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.forumman.com/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[Cilt elastikiyeti
Cilt yaşlandıkça, kolajen ve elastin maddeleri azalır ve elastikiyetini kaybeder. Elinizin üzerindeki deriyi çimdikler gibi tutarak çekin ve bir dakika bu şekilde tutun. Deriyi bıraktığınızda tekrar normal, düz hale gelmesi ne kadar zaman alıyor?1 &#8211; 2 saniye: 30′lu yaşlar3 &#8211; 4 saniye: 40′lı yaşlar5 &#8211; 10 saniye: 50′li yaşlar11 &#8211; 30 saniye: 60′lı yaşlar31 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: normal; font-family: verdana;"><strong>Cilt elastikiyeti</strong></span></p>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: normal; font-family: verdana;">Cilt yaşlandıkça, kolajen ve elastin maddeleri azalır ve elastikiyetini kaybeder. Elinizin üzerindeki deriyi çimdikler gibi tutarak çekin ve bir dakika bu şekilde tutun. Deriyi bıraktığınızda tekrar normal, düz hale gelmesi ne kadar zaman alıyor?1 &#8211; 2 saniye: 30′lu yaşlar3 &#8211; 4 saniye: 40′lı yaşlar5 &#8211; 10 saniye: 50′li yaşlar11 &#8211; 30 saniye: 60′lı yaşlar31 &#8211; 45 saniye: 70′li yaşlar45 saniyenin üzerinde: 80′li yaşlardasınız</span></p>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: normal; font-family: verdana;"><strong>Tepki testi</strong></span></p>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: normal; font-family: verdana;">Tepki verme hızı yaşlandıkça azalır. Bunu ölçmek için, yazı yazarken kullandığınız elinizi açın ve bir arkadaşınızdan elinizin üzerinde 45 cm’lik bir cetvel tutmasını isteyin. Cetveli bıraktığında yakalayın. Tuttuğunuz yer, ne kadar hızlı tepki verebildiğinizi gösterir.14 cm’ye kadarsa: 20′li yaşlar15 &#8211; 24 cm: 30′lu yaşlar25 &#8211; 29 cm: 40′lı yaşlar30 &#8211; 35 cm: 50′li yaşlar40 cm ve üzeri: 60′lı yaşlardasınız.</span></p>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: normal; font-family: verdana;"><strong>Zihinsel zindelik</strong></span></p>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: normal; font-family: verdana;">100′den geriye doğru 0′a kadar 7′şer 7′şer sayın. Ne kadar sürede sayabiliyorsunuz? 25 saniyeden uzun sürmesi zihinsel yaşlanma göstergesidir.20 saniyeden kısa: 40 yaşın altındasınız25 saniye: 40 &#8211; 60 yaşlarındasınızEmin olmak için bir test daha yapın. Bir dakika içinde aklınıza kaç tane meyve ve sebze ismi geliyor? 60 yaşın altındakiler, en az 15 tane bulabilir.<img src="http://img.mynet.com/kadinca/092007/19yasic.jpg" border="2" alt="19yasic Beden Yaşı Öğrenmek" hspace="10" vspace="5" width="150" height="220" align="right" title="Beden Yaşı Öğrenmek" /></span></p>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: normal; font-family: verdana;"><strong>Denge</strong></span></p>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: normal; font-family: verdana;">Sağ ayağınızı 45 derece eğik halde tutarak sol ayağınızın üzerinde durun, ellerinizi de kalçanızın üzerine koyun ve gözlerinizi kapatın. Dengenizi kaybedip sağ ayağınızı yere koymadan ne kadar durabileceğinizi ölçün. Bu hareketi birkaç dakika arayla 3 kez tekrarlayın ve bu şekilde ortalama ne kadar durabildiğinizi hesaplayın.70 saniyeden fazla: 20′li yaşlar60 &#8211; 69 saniye: 30′lu yaşlar50 &#8211; 59 saniye: 40′lı yaşlar40 &#8211; 49 saniye: 50′li yaşlar30 &#8211; 39 saniye: 60′lı yaşlar20 &#8211; 29 saniye: 70′li yaşlar19 saniyeden az: 80′li yaşlardasınız.</span></p>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: normal; font-family: verdana;"><strong>Gözbebeği boyu</strong></span></p>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: normal; font-family: verdana;">Gözbebekleri yaşlandıkça küçülür. Ancak ışık da gözbebeğinin küçülmesine yol açtığı için bu testi normal gün ışığında yapmalısınız. Gözbebeğinizin çapı 4 mm ise biyolojik yaşınız 30; 2 mm ise 60′tır.</span></p>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: normal; font-family: verdana;"><strong>Kornea testi</strong></span></p>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: normal; font-family: verdana;">Aynada göz yuvarlağınıza bakın. Korneanızın çevresinde yay şeklinde bir beyaz çizgi var mı? Beyaz çizginin uzun olması kolesterolünüz de yüksek olduğuna işaret ediyor olabilir. 80′li yaşlara geldiğinizde kornea çevresindeki beyazlık tam bir daire şeklini alır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/beden-yasi-ogrenmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki Yaş Sendromu</title>
		<link>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/iki-yas-sendromu/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/iki-yas-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2008 08:40:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İki Yaş Sendromu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.forumman.com/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuz artık bebeklik döneminden çıktı, büyüdüğünü ve bağımsız hareket edebildiğini görüyorsunuz, artık size uyumlu olabilme ve sözünüzü dinleyebilme zamanı geldiğini düşünüyorsunuz belki ama henüz buna hazır değil çünkü 2 YAŞINDA!! Bu yaş dönemi anne- babaların çocuk gelişiminde en çok zorlandıkları ve yoruldukları dönemdir. Yemek yemede direnme, uyku uyumak istememe, söz dinlememe, anne-baba-arkadaşa vurma &#8211; ne denirse tam tersini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="yaziboyut">Çocuğunuz artık bebeklik döneminden çıktı, büyüdüğünü ve bağımsız hareket edebildiğini görüyorsunuz, artık size uyumlu olabilme ve sözünüzü dinleyebilme zamanı geldiğini düşünüyorsunuz belki ama henüz buna hazır değil çünkü 2 YAŞINDA!! Bu yaş dönemi anne- babaların çocuk gelişiminde en çok zorlandıkları ve yoruldukları dönemdir. Yemek yemede direnme, uyku uyumak istememe, söz dinlememe, anne-baba-arkadaşa vurma &#8211; ne denirse tam tersini yapma, kendisini yerlere fırlatma, kafasını vurma . Bebeklik dönemi sonrasında size uyum sağlamasını beklerken bu inatlaşmalar ya da öfke nöbetleri nereden çıktı demeyin. Çünkü çocuğunuz özerklik döneminde .( 12-36. aylar ) Özerklik dönemi çocuğunuzun kendisini ortaya koyduğu, her şeyin kendisinin olmasını istediği, istediği kıyafeti giymek istediği dönemdir. Bu ısrarlı çabaları sizi ne kadar yorsa , sinirlendirse de tüm bunları bir geçiş dönemi olarak kabul etmek ve bu döneme her şekilde hazırlıklı olmak zorundasınız. Eğer bu dönemdeki abartılı tepkilerinin yaşının bir özelliği olduğunu ve neler yapılması gerektiğini bilirseniz bu dönemi daha rahat bir şekilde atlatabilirsiniz.</span></p>
<p> </p>
<p> Bu dönemde çocuklarınızın özerkliğini engellememeniz gerekiyor, oysaki bir çok anne doğru davranışı göstermek için bu dönemde HAYIR! kelimesini sıklıkla kullanıyor. Bu tip engelleyici davranışlar çocuğun uyumsuzluğunu daha fazla arttırarak gelişimini olumsuz etkilemektedir. Dünyayı, çevresindeki nesneleri , kişileri tanımaya ve keşfetmeye yarayacak tüm yetilere sahip ( yürüyebiliyor, kavrayabiliyor,basit olaylar arasında bağlantı kurabiliyor, koşabiliyor,yemek yiyebiliyor, hatta sorular sorabiliyor) olan çocuğunuz bu enerjiye sahip. Ne kadar çok nesneye dokunursa, ne kadar çok soru sorarsa , kendisini ne kadar çok ortaya koymaya çalışırsa gelişimi o kadar <span id="linkzHighlighted_1599" style="font-weight: bold; color: #ff0000; line-height: 1.7; border-bottom: #ff0000 3px double;">sağlıklı</span> olacaktır. Soru sorması engellenen bir çocuğun ileride kendine güvensiz , içe dönük kişilik özelliklerini göstermesi beklenebilir. Öfkesi engellen bir çocuk ise bu duyguyu zamanla kendisine yönelterek ısırma vb davranışlar gösterebilir. Çocuğunuzun özgür olabileceği alanlar yaratmalı ve kendisini , duygularını tümüyle ortaya koymasına izin vermelisiniz. Onunla inatlaşmayın, çünkü bu inatlaşma ve öfkelenme onun kontrol edebileceği bir düzeyde henüz değil. Kendisinde var olan enerjisini boşaltabilmesi için gün içerisinde bol bol dışarı çıkarın, koşsun,hoplasın, zıplasın, güvenliğini tehdit etmediği sürece istediği her şeye dokunsun, bu onun mutlu olmasına ve gün içinde size daha uyumlu davranmasına neden olacaktır. Eğer yapmasını istemediğiniz bir davranış var ise o zaman kızma, engelleme, cezalandırma gibi davranışlar göstermeyin. Yapacağınız uzun süreli açıklamalar da bu yaş dönemi için pek işe yaramayacak. Yapmanız gereken ilgisini dağıtmak olsun. Dikkatini başka yöne çevirmede yaratıcı bir anne &#8211; baba olursanız işiniz daha da kolaylaşacaktır. Bunu sağlamak için onun gözüyle dünyaya bakabilir ve oyunları kullanabilirsiniz. ( örneğin: yemeğini yememek için size direniyorsa bir portakal ya da elmayı komik bir kukla haline getirerek – sevimli bir ismi de olsun – bu kuklaya yemeği yedirmek gibi) Bunda da direnirse ikinci oyunu bulun, ilgi alanlarını keşfedin eğer resim yapmaktan hoşlanan bir çocuğunuz varsa bir tabak, bir çocuk , bir sevdiği yemeği birlikte çizin ve sonrasında bir hikaye oluşturarak olumlu davranışı pekiştirin. Bu onun eğlenmesini sağlayarak dikkatini çekecek ve size olan uyumunu arttıracaktır. Bu tip aktiviteleri onunla yapabilmeniz için yeterli zamanınızın ve sabrınızın da olması gerekiyor, çocukları ile yeterli iletişimi kuramayan, kendisine zaman ayırmayan / ayıramayan , çalışan annelerimizle ( babalarımızla ) çocukları arasında bu dönemde daha fazla çatışmalarla karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle annelerimizin – babalarımızın öncelikle kendilerine gün içinde zaman ayırmalarını ( çay zamanları , yürüyüş zamanları, sohbet zamanları , gazete-dergi zamanları ) istiyoruz.</p>
<p>Çocuğunuzu bu dönemde uyumsuz, iyi yetiştirilmemiş ya da kötü bir çocuk olarak asla tanımlamayın. 3 yaş sonrasında size ve koymuş olduğunuz kurallara uyum sağlayabilecek gelişim düzeyine sahip olacaktır. Çocuğunuz büyürken içinde bulunduğu gelişim dönemini çok iyi tanımalısınız, çünkü bazen normal olan davranışlar anne-babalar tarafından problem olarak değerlendirilebiliyor. Bunu ortadan kaldırmak için uzman kişilerden gelişim danışmanlığı alabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/iki-yas-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt için rahatlık önemli</title>
		<link>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/cilt-icin-rahatlik-onemli/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/cilt-icin-rahatlik-onemli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2008 08:33:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt için rahatlık önemli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.forumman.com/?p=11</guid>
		<description><![CDATA[Selçuk Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Tuncay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ayak sağlığına gereken önemin verilmemesi ve yanlış ayakkabı tercihinin ortaya çıkardığı sağlık sorunları nedeniyle yaşam kalitesinin düşebileceğini söyledi.
Tuncay, ağrı problemi olan hastalara genellikle iyi bir spor ayakkabısı önerdiklerini, ancak son dönemde spor ayakkabısı kadar rahatlık sağlayan klasik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuk Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Tuncay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ayak sağlığına gereken önemin verilmemesi ve yanlış ayakkabı tercihinin ortaya çıkardığı sağlık sorunları nedeniyle yaşam kalitesinin düşebileceğini söyledi.</p>
<p>Tuncay, ağrı problemi olan hastalara genellikle iyi bir spor ayakkabısı önerdiklerini, ancak son dönemde spor ayakkabısı kadar rahatlık sağlayan klasik ayakkabıların da üretildiğini belirtti.</p>
<p>Artık ayakkabı teknolojisi de geliştiği için, üretilen ayakkabıların çoğunun ortopedik özelliğe sahip olduğunu belirten Tuncay, “bu nedenle hastalarımıza ortopedik ayakkabı yerine çoğu zaman, istenen özellikleri taşıyan spor ayakkabı giymelerini öneriyoruz. Çünkü spor ayakkabıları daha fazla rahat ettiriyor. Önemli olan seçilen ayakkabının, ayağın anatomisine, yani şekline uygun olması, ayağa oturması, ayağı rahat<br />
 ettirmesidir” dedi.</p>
<p><strong>İDEALİ YARIM NUMARA BÜYÜK OLAN</strong></p>
<p>Ayakkabı satın alınırken, ayakkabıyı bir kez ayağa giyip çıkarmanın denemek için yeterli olmadığını anlatan Tuncay, şunları kaydetti:</p>
<p>“Satın alınacak ayakkabıyla kısa bir tur atılıp ayağa oturup oturmadığı kontrol edilmeli. Ayakkabı ne yürümeyi zorlaştıracak kadar bol ne de ayağı sıkacak kadar dar olmamalıdır. İdeal ayakkabı, ayak numarasından<br />
 yarım numara büyük olandır. Bacak, bel ve kalça ağrılarına yol açmayacak ayakkabı seçiminde markadan ziyade ayakkabının ayağa oturması önemlidir. Ayakkabı tabanı, ayaktaki 2 kıvrım noktasını rahatlatacak özellikte olmaz, dar ya da çok bol olursa, adım atılırken ortaya çıkacak asimetrik kasılmalar, bacak, bel ve kalça ağrılarına neden olabilecektir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/cilt-icin-rahatlik-onemli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dört Hareketle Sıkı Göğüsler</title>
		<link>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/dort-hareketle-siki-gogusler/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/dort-hareketle-siki-gogusler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2008 08:29:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.forumman.com/?p=9</guid>
		<description><![CDATA[Çok sık kilo alıp vermekten ya da spor yapmamaktan göğüsler sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor. Göğüslerin zaman geçtikçe formlarını kaybettikleri ve bu durumun, özellikle vücut görünümüne çok önem verenler için, oldukça sıkıcı olduğu kesin.
Aslında vücut şeklimiz günlük yaşantımıza bağlı olarak belirleniyor. Çok sık kilo alıp vermekten, yanlış egzersizlerden ya da spor yapmamaktan dolayı, kimi kişilerde göğüsler erkenden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok sık kilo alıp vermekten ya da spor yapmamaktan göğüsler sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor. Göğüslerin zaman geçtikçe formlarını kaybettikleri ve bu durumun, özellikle vücut görünümüne çok önem verenler için, oldukça sıkıcı olduğu kesin.</p>
<p>Aslında vücut şeklimiz günlük yaşantımıza bağlı olarak belirleniyor. Çok sık kilo alıp vermekten, yanlış egzersizlerden ya da spor yapmamaktan dolayı, kimi kişilerde göğüsler erkenden sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor.</p>
<p>Bu kişiler çoğunlukla dolgulu sutyen kullanmadan bir şey giyemez, hiçbir kıyafeti kendilerine yakıştıramaz oluyor… Eğer siz de, bu tür problemlerle karşı karşıysanız Coliseum Spor Merkezi nde Fitness eğitmenliği yapan Elif Hotaman ın önerdiği hareketlerle bu durumu biraz da olsa düzeltebilirsiniz.. Eğer hala bu tür sorunlarla karşılaşmadıysanız da bunu mümkün olduğunca geciktirebilir, bu egzersilerle göğüslerinizin formunu uzun yıllar koruyabilirsiniz.</p>
<p>Şınav çekin<br />
Şekildeki gibi elleriniz ve dizlerinizin üzerinde durun. Dirsekleriniz yana doğru bakmalı. Kollarınızı dirseklerinizden büküp aşağı yukarı doğru inip çıkarak şınav çekin. Bu hareketi 12 kez tekrarlayın. Hareketler sırasında düzenli olarak nefes alıp vermeyi unutmayın. Bu hareketle göğüs ve arka kol kaslarını çalıştırmış olacaksınız. Bunun dışında ön omuz kaslarınız da aktif hale gelecek. Şınav, özellikle kuvvetsiz olanlar ve yeni başlayanlar için oldukça iyi bir başlangıç hareketi aynı zamanda…</p>
<p>Daire çizin<br />
Yere dümdüz, sırtüstü uzanın. Bacaklarınız dizlerinizden bükük şekilde dursun. İki elinize dambıl ya da 1 er litrelik su şişeleri alın. Şimdi dambıl fly hareketini yapmaya başlayabilirsiniz. Bunun için, Kollarınız gergin bir şekildeyken havada yukarıdan aşağıya büyük daireler çizin. 12 kez tekrarlayacağınız bu hareket göğsünüzün tam açılmasını sağlıyor ve sarkmaları önlüyor.</p>
<p>Açıp kapayın<br />
Yerde, dizlerinizin üzerinde durun. Gövdeniz mümkün olduğunca dik olsun. Ellerinize yine ağırlıklar alın ve kollarınızı dirseklerden bükük şekilde ortada birleştirin. İki kolunuzu da yanlara doğru açın. Ardından ilk pozisyonunuza dönün. Bu açıp kapama hareketini aynı şekilde 12 kez tekrarlayın.</p>
<p>Ve biraz zorlanın<br />
Son egzersizimiz tam şınav çekme. Kollar tamamen gergin olsun. Tüm vücut ağırlığınız kollarınızın üzerinde. Yine düzenli nefes alış verişine dikkat ederek şınav çekin. Fakat karnınızın yere değmemesine dikkat etmelisiniz. Bunun için 4 -5 cm. bir alçalma yapmanız yeterli. Başta zorlansanızda 12 kez yapmayı ihmal etmeyin. Bu sayıyı gün geçtikçe daha da artırabilirsiniz. Bu hareketin tüm göğüs kaslarınızın çalışmasını sağladığını da ekleyelim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/dort-hareketle-siki-gogusler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Memelerin Bakımı</title>
		<link>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/memelerin-bakimi/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/memelerin-bakimi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2008 08:28:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Memelerin Bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.forumman.com/?p=6</guid>
		<description><![CDATA[Memelerin Bakımı
Kızlarda meme gelişimi 8-13 yaşlarında başlar. Meme bakımı gelişmeyi izler. Memelerin gelişimi sırasında önce bir tomurcuklanma, daha sonra meme dokusunda genişleme ve büyüme olur. Memenin büyümesi ile beraber meme ucundaki kahverengi kısım da büyümeye başlar.
Gelişiminin sonuna doğru meme ucunun kahverengi kısımdan daha kabarık bir hale geldiği fark edilir.
Kızlarda meme gelişimi başladıktan birkaç sene sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Memelerin Bakımı</p>
<p>Kızlarda meme gelişimi 8-13 yaşlarında başlar. Meme bakımı gelişmeyi izler. Memelerin gelişimi sırasında önce bir tomurcuklanma, daha sonra meme dokusunda genişleme ve büyüme olur. Memenin büyümesi ile beraber meme ucundaki kahverengi kısım da büyümeye başlar.</p>
<p>Gelişiminin sonuna doğru meme ucunun kahverengi kısımdan daha kabarık bir hale geldiği fark edilir.</p>
<p>Kızlarda meme gelişimi başladıktan birkaç sene sonra sütyen giyme gereksinimi doğar.</p>
<p>Genç kız ne zaman sütyen giyme gereksinimi olduğunu en iyi kendisi anlar. Bir genç kıza sütyen almasında yardımcı olabilecek en yakın kişi annesi veya ailesinden birisidir. Öncelikle hangi boy sütyen alınmasına karar vermek gerekmektedir. Bunun için öncelikle göğüs çevresi göğüs altından mezurle ölçülür, bu sütyenin beden büyüklüğünü vermektedir. İkinci ölçüm ise kalıp için gerekmektedir. İkinci ölçüm göğsün meme uçlarından yapılan ölçümüdür. Göğüs altı ile göğüs uçları arasındaki ölçümler arasındaki fark hesaplanır. Bu fark 15 cm.den az ise B kalıbı, 15-22 cm arasındaysa C kalıbı ve 22 cm den büyükse D kalıbıdır. İlk defa sütyen takarken pamuklu dokumadan, göğüsleri rahatça saran ve destek olanlar tercih edilmelidir.</p>
<p>Sütyen doğrudan vücuda giyilen bir çamaşır olup, sık sık değiştirilmesi gerekmektedir. Sütyenlerin yıkanma kuralları ise genellikle üzerinde bulunan kullanım kılavuzunda bulunmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/saglik/cilt-sagligi/memelerin-bakimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
