<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SuperTR.Com &#187; Kitap Özetleri</title>
	<atom:link href="http://www.supertr.com/tur/kitap-ozetleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.supertr.com</link>
	<description>SuperTR.Com - Güncel Haberler</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 15:56:00 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Ömer Seyfettin &#8211; Yanlız Efe Kitap Özeti</title>
		<link>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/4145/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/4145/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2009 18:42:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Bayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk kitaplari özetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/4145/</guid>
		<description><![CDATA[1.KİTABIN KONUSU:
Kezban isimli genç bir kızın ,uğradığı haksızlık sonucunda, kendisi ve mağdur duruma düşen halk için ,zalimlere ve halkı soyan kişilere karşı yaptığı mücadele anlatılıyor.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Kumdere isimli bir köyde yaşlı bir ihtiyar ile Kezban isimli kızı yalnız yaşamaktadır.Bu ihtiyar biraz mal ve mülk sahibi idi.Yörük Hoca isimli bu ihtiyar köyün fakirlerine ,dullarına ve öksüzlerine yardım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1.KİTABIN KONUSU:</strong><br />
Kezban isimli genç bir kızın ,uğradığı haksızlık sonucunda, kendisi ve mağdur duruma düşen halk için ,zalimlere ve halkı soyan kişilere karşı yaptığı mücadele anlatılıyor.</p>
<p><strong>2.KİTABIN ÖZETİ:</strong><br />
Kumdere isimli bir köyde yaşlı bir ihtiyar ile Kezban isimli kızı yalnız yaşamaktadır.Bu ihtiyar biraz mal ve mülk sahibi idi.Yörük Hoca isimli bu ihtiyar köyün fakirlerine ,dullarına ve öksüzlerine yardım ederdi.Fakat bu ihtiyar düzenin bozulmasından dolayı büyük bir huzursuzluk içinde idi.Bunun için de ağzından‘Ah bir genç olsam!’ sözleri hiç düşmüyordu.Köylüler tarafından da sevilen Yörük Hoca, evinde düzenlediği toplantılarda bu konuları onlara da anlatırdı.<br />
Kumdere Köyü’nün yakınlarında ovanın en zengin köyü olan Küçükalan isimli bir köy bulunmaktaydı.Eseoğlu isimli faizci Küçükalanlıların hepsine faize bağlamıştı. Bu yüzden de borcunu veremeyen Küçükalanlıları mahkum etmişti.Yörük Hoca Eseoğlu’nun ne kadar kötü bir adam olduğunu bildiği için zavallılara <a href="http://www.supertr.com/" title="haber" >haber</a> göndermişti.Fakat sözünü dinletemedi.İşte sonunda Eseoğlu bütün arazilerini zaptetmişti.Eseoğlu aynı planı Kumdere’ye uygulayamadığı için biraz hırslıydı.Bu yüzden bütün memurları ve devlet görevlilerini kışkırtıyordu.Her yeni gelen kaymakama burasının eşkıya yatağı olduğunu söylüyordu.Halbuki Kumdere halkı ,kendi geçimlerini kendileri sağlardı.Ova işleri ve avcılıkla uğraşan halkın hiçkimseye zararı yoktu. http://www.kitap.kalemguzeli.net/</p>
<p>Bir gün kasabadayken Yörük Hoca ile Eseoğlu karşılaşır.Yörük Hoca o sıralar harmanı yeni sattığından biraz para sahibi idi.Eseoğlu Biraz borç para ister.Yörük Hoca’da istediği parayı verir.Üç sene geçmesine rağmen Eseoğlu hala borcunu vermemiştir.Fakat Yörük Hoca Eseoğlu’ndan borcunu almaya karalıdır.Bir gün Yörük Hoca borcunu almak için Eseoğlu’nun yanına gider.Olmusuz bir tepkiyle karşılaşan Yörük Hoca borcunu alamamıştı.Bütün bu ısrarları sonucunda Eseoğlu’nun kahyasının kardeşi tarafından öldürülür.Kızı Kezban’a bu haber tez ulaşır.Bu haber karşısında Kezban adeta yıkılmıştı.Olduğu yere çökerek ağlamaya başladı.Sonradan Kezban babasının ölüsüne gitmeye karar vermişti.Hiç durmadı ,dinlenmedi.Bir an evvel babasına kavuşmak istiyordu.Sonunda çiftliğe ulaşmıştı.Hala babasının kim tarafından , niçin vurulduğunu düşünüyordu.Bir taraftan da bunu Eseoğlu’nun başkasının yaptıramayacağını düşünüyordu. Çünkü Eseoğlu başta babasını olmak üzere bütün köylünün düşmanıydı.Kezban kahyanın yanına varmıştı.Kahya önce Kezban’ı baştan aşağı süzdü.Sonra Kezban’a babasının büyük bir bela olduğunu ve başlarını derde sokmamak için öldürdüklerini büyük bir keyifle anlatıyordu.Kezban donmuş kalmıştı.Sonra Kezban’ı babasının ölüsünün yanına götürdüler.Kezban uşağa da babasını kimin öldürdüğünü sordu.Fakat yanıt alamamıştı.Ertesi gün Yörük Hoca’nın ölüsü bütün köylüler tarafından köye götürülüyordu.Hoca’nın yakın arkadaşları’Senin öcünü kim alacak?’ diye bağırıyorlardı.Kezban vuranı bulmaya karalıydı.Bunun için heryere başvurmuştu.Fakat hiçbir sonuç alınamadı.Eseoğlu’nun çobanlarına da hep babasının nasıl vurulduğunu sorardı.Sonunda aptal ve saf bir kişiliğe sahip bir çobandan babasını kimin vurduğunu öğrenmişti.Şimdi sırada babasını öldürenlerden öcünü almaya gelmişti.Kezban öcünü bir bir almıştı.Babasının kanı yerde kalmamıştı.Bundan sonraki tek hedefi ise köylüyü soyan ,masum insanlara zulüm eden haksızlara karşı mücadele etmekti.<br />
Onun bu cesareti halk tarafından da beğenilmişti.Kezban artık Yalnız Efe ismiyle anılmaya başlamıştı.Kendisini sadece kadınlar ve genç kızlar görebiliyordu.Yalnız Efe’nin kız olduğunu bilmeyenler ise duyunca çok şaşırıyorlardı. http://www.kitap.kalemguzeli.net/</p>
<p><strong>3.KİTABIN ANA FİKRİ:</strong><br />
Haksızlığa uğradığımızda hakkımızı sonuna kadar savunmalıyız ve bizi mağdur duruma düşürenlerle sonuna kadar mücadele etmeliyiz.</p>
<p><strong>4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:</strong><br />
Köylülerin Eseoğlu’ndan borç almaları olayların büyümesine neden olmuştur.Eseoğlu bu şekilde köylüleri zor duruma düşürmüştür. Kezban’ın vermiş olduğu mücadele ve göstermiş olduğu çaba onu sonuca götürmüştür.Yörük hoca iri yapılı bir fiziğe sahiptir.Köylüye ve mağdur durumda bulunanlara gösterdiği yardımlarla canayakın ve yardımsever birisi olarak tanınırdı.Kızı Kezban da ,babası gibi iri yapılı bir fiziğe sahiptir.Bunun yanında da çok güzel bir kızdir.Mücadeleci kişiliğiyle istediği herşeye ulaşmıştır.Eseoğlu;imansız,dinsiz, merhametsiz bir faizciydi. http://www.kitap.kalemguzeli.net/</p>
<p><strong>5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:</strong><br />
Yalnız Efe Romanı öğretici bir roman olması yanında, verdiği mesajlarla da zaman zaman düşündürücüde olmuştur.Daima mücadeleci bir kişiliğe sahip olmamız önerilmektedir.</p>
<p><strong>6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:</strong><br />
Ömer Seyfettin(Balıkesir 1884-İstanbul 1920)<br />
Harbiye’yi bitirip subay çıktıktan sonra çeşitli yerlerde görev yaptı. Kendini yalnız edebiyata vermek ve hayatını kalemiyle kazanmak isteğiyle, öğrenim parasını ödeyerek askerlikten ayrıldı.(1910)Genç Kalemler Dergisi’nde çalıştı.Kimi hikayelerinde yaşadığı dönemin Osmancılık,Türkçülük,Batıcılık gibi siyasal akımlarını ele almıştır.Çoğu hikayelerinde mizah çeşnisi vardır.en önemli esreleri;Efruz Bey,Harem, Kaşağı,Falaka,And,Kurumuş Ağaçlar,Keramet,Sanduka’dır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/4145/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ömer Seyfettin &#8211; Kaşağı Kitap Özeti</title>
		<link>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/omer-seyfettin-kasagi-kitap-ozeti/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/omer-seyfettin-kasagi-kitap-ozeti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2009 18:41:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Bayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.supertr.com/?p=4143</guid>
		<description><![CDATA[1. KİTABIN KONUSU: Kardeşine iftira atıp, onun ölümünden sonra vicdan acabıyla yanıp tutuşan bir çocuğun dramı anlatılmaktadır.
2. KİTABIN ÖZETİ: Annesi, İstanbul’a gittiği için kendisinden bir yaş küçük olan kardeşi Hasan’la artık Dadaruh’un yanından hiç ayrılmaz. Bu, babasının seyisi, yaşlı bir adamdır. En sevdikleri şey atlardır. Dadaruh’la birlikte onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek, onlar için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1. KİTABIN KONUSU:</strong> Kardeşine iftira atıp, onun ölümünden sonra vicdan acabıyla yanıp tutuşan bir çocuğun dramı anlatılmaktadır.</p>
<p><strong>2. KİTABIN ÖZETİ:</strong> Annesi, İstanbul’a gittiği için kendisinden bir yaş küçük olan kardeşi Hasan’la artık Dadaruh’un yanından hiç ayrılmaz. Bu, babasının seyisi, yaşlı bir adamdır. En sevdikleri şey atlardır. Dadaruh’la birlikte onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek, onlar için çok zevklidir.Torbalara arpa koymak, yemliklere ot doldurmak, gübreleri kaldırmak eğlenceli bir oyundan daha çok hoşlarına gider. Dadaruh eline kaşağıyı alıp işe başladı mı, tıkı… tık… tıkı… tık… tıpkı bir saat gibi… yerinde duramaz, bunu gören küçük çocuk ben de yapacağım! diye tutturur.<br />
O vakit Dadaruh, onu Tosun’un sırtına koyar, eline kaşağıyı verir,</p>
<p>- Hadi yap! Der.<br />
Bu demir gereci hayvanın üstüne sürter, ama o uyumlu tıkırtıyı çıkaramazdı.<br />
Her sabah ahıra gelir gelmez,<br />
- Dadaruh, tımarı ben yapacağım, der.Ama adam izin vermez ancak boyu at kadar olunca yapabileceğini söyler.Boyu atın karnına bile varmıyordu. Oysa en keyifli, en eğlenceli şey buydu. Sanki kaşağının düzenli tıkırtısı Tosun’un hoşuna gidiyor, kulaklarını kısıyor, kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu. Tam tımar biteceğine yakın huysuzlanır, o zaman Dadaruh, “Höyt..” diye sağrısına bir tokat indirir, sonra öteki atları tımara başlardı.Bir gün yalnız başına kalır. Hasan’la Dadaruh dere kenarına inmişlerdi. İçimde bir tımar etmek hırsı uyanır. Kaşağıyı arar, bulamaz. Annesinin bir hafta önce İstanbul’dan gönderdiği armağanlar içinden çıkan fakfon kaşağı, pırıl pırıl parlıyordu. Hemen alıp, Tosun’un yanına koşar, karnına sürtmek ister fakat rahat durmaz.<br />
- Sanırım acıtıyor? Diye düşünür.<br />
Gümüş gibi parlayan bu güzel kaşağının dişlerine bakar. Çok keskin, çok sivridir. Biraz köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başlar. Dişleri bozulunca yeniden dener. Gene atların hiçbiri durmaz ve kızar. Öfkesini sanki kaşağıdan çıkarmak ister. On adım ilerdeki çeşmeye koşar. Kaşağıyı yalağın taşına koyup yerden kaldırabildiği en ağır bir taş bularak üstüne hızlı hızlı indirmeye başlar. İstanbul’dan gelen, üstelik Dadaruh’un kullanmaya kıyamadığı bu güzel kaşağıyı ezip, parçalar. Sonra yalağın içine atar. Babası çeşmeye bakarken, yalağın içinde kırılmış kaşağıyı görür; Dadaruh’a yanına çağırınca çok korkar. Dadaruh şaşırır, kırılmış kaşağı ortaya çıkınca, babası bunu kimin yaptığını sorar.Dadaruh,<br />
- Bilmiyorum, der.<br />
Babasının gözleri ona döner, daha bir şey sormadan, çocuk kaşağıyı kardeşi Hasan’ın kırdığını söyler. “Dadaruh uyurken odaya girdi. Sandıktan aldı. Sonra yalağın taşında ezdi” der.<br />
Babası Hasan’I çağırır.<br />
-Bu kaşağıyı niye kırdın?diye sorar.<br />
Hasan, Dadaruh’un elinde duran alete şaşkın şaşkın baktıp, sarı saçlı başını sarsarak,<br />
- Ben kırmadım, der.<br />
- Doğru söyle, darılmayacağım. Yalan çok kötüdür, der babası. Hasan inkârda direnir. Baba öfkelenir. Üzerine yürür “Utanmaz yalancı” diye yüzüne bir tokat indirir.<br />
- Götür bunu eve; sakın bunu bir daha buraya sokma. Hep Pervin’le otursun! diye haykırır.<br />
Artık ahırda hep yalnız oynar. Hasan eve hapsedilir. Annesi geldikten sonra da bağışlanmaz.Annesi onun iftira atabileceğine hiç ihtimal vermez.<br />
Ertesi yıl anne, yazın gene İstanbul’a gider.Hasan’a ahır hâlâ yasaktır. Bir gün birdenbire hastalandı. Doktor “Kuşpalazı” der. Babası yatağın başucundan hiç ayrılmaz.Hizmetçi kardeşinin öleceğini söyler ve çocuk ağlamaya başlar.Gece uyuyamaz, uykuya dalar dalmaz Hasan’ın hayali gözünün önüne gelir “İftiracı! İftiracı!” diye karşısında ağlar.Pervin’i uyandırır. Hasan’ın yanına gitmek istediğini ve babasına bir şey söylemek istediğini söyler.Yarın söylersin, der.Sabaha kadar gene gözlerini kapayamaz. Hava henüz ağarırken Pervin’i uyandırır.Ama zavallı suçsuz kardeşi, o gece ölmüştür.</p>
<p><strong>3.KİTABIN ANA FİKRİ:</strong> Yalan söylemek kötü bir alışkanlıktır.</p>
<p><strong>4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARI DEĞERLENDİRİLMESİ:</strong><br />
Büyük çocuk: Hasan’ın abisidir.babasından çok korkar.Atları çok sever.<br />
Hasan :Küçük kardeştir.O da babasından çok korkar ve atları çok sever.Geçirdiği hastalık ölümüne sebep olur.<br />
Dadaruh: Evin seyisidir. Bütün zamanını atlarla geçirmekyen çok zevk alır.İki çocuğu da çok sever.<br />
Pervin: Evin hizmetçisidir. Çok yumuşak kalplidir ve herşeyi açıkça söyler.Bir o kadar da sulugözdür.<br />
Baba: Çocuklarının üzerinde büyük bir otorite sahibidir. Çocukları onu çok sever ama ondan çok korkarlar.</p>
<p><strong>5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER: </strong>Yazar olayları ve yer betimlemelerini çok güzel ve yerinde yapmıştır.Akıcılığı sağlamış, okuyucuyu sıkmadan akıcı bir şekilde okuyabilmesi için bütün imkan ve kabiliyetlerini sergilemiştir.</p>
<p><strong>6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:</strong> Ömer Seyfettin, yazı ve öyküleriyle dilde sadeleşme hareketinin öncülüğünü yaparak yeni bir edebiyat akımının oluşumunu sağlayıp, Türk öykücülüğünde kısa öykü türünün dil, anlatım tekniği ile tematik yönden ilk özgün örneklerini vermiştir. Aynı zamanda ulusal edebiyat akımını başlatan yazarlardan olan Ömer Seyfettin 28 Şubat 1884′te Gönen’de doğdu. Öğrenimine, dört yaşında iken, Gönen Mahalle Mektebi’nde başladı. Ailesiyle birlikte İstanbul’a gelince (1892), ilköğrenimini özel bir okul olan Aksaray’daki Mekteb-i Osmani’da sürdürdü. Babasının isteği üzerine, Eyüp baytar Rüştiyesi’nin subay çocuklarına özgü bölümüne yatılı olarak yazıldı (1893). Buradaki eğitiminden sonra (1896), Edirne Askeri İdadisi’ni (1900) ve İstanbul Mekteb-i Harbiye’yi bitirdi. 22 Ağustos 1903′te piyade teğmeni rütbesiyle mezun oldu. Ziya Gökalp ve arkadaşlarının çıkardıkları “Genç Kalemler” dergisinin kadrosuna katıldı. Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine, yeniden orduya çağrıldı (14 Eylül 1914). Kısa bir süre “Türk Sözü” dergisinin başyazarlığını yaptı. lan Calibe Hanım’la evlendi (1915). Eylül 1918′de eşinden ayrıldı. 6 mart 1920′de kaldırıldığı Haydarpaşa Hastanesi’nde şeker hastalığından öldü. Kadıköy Kuşdili’ndeki Mahmut Baba Türbesi mezarlığına gömüldü. 1939′da, kemikleri Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki Asri Mezarlık’a taşındı.</p>
<p><strong>ESERLERİ:</strong><br />
<strong>Romanları:</strong><br />
Yaşadığı yıllarda yayınlanan üç romanı ( Ashab-ı Kehfimiz, Efruz Bey, Yalnız Efe, 1919) onun bu alanda yarım kalmış denemeleri olarak sayılır.<br />
“Fantezi roman” olarak nitelendirilen Efruz Bey; 1908′den Mütareke yıllarına kadarki süreci, aydın kişilerin eleştirisi ekseninde yansıtır. Dönemin aydın hastalıklarını, siyasi akımların yanlış yönsemelerini toplumsal eleştiri bağlamında, yeni bir roman tekniğiyle verir.<br />
Yarın kalan romanı Yalnız Efe, destansı bir nitelik taşır. Konusunu bir halk menkıbesinden almıştır. Dönemin toplumsal ortamında, yapılan haksızlıklara başkaldırarak silahlanıp dağa çıkan -kız kahraman- Yalnız Efe’nin kişiliğinde Türk halkanın direnme gücünü göstermeye çalışmıştır.</p>
<p><strong>YAPITLARI:</strong><br />
Öykü: Harem, (u.ö.), 1918; Yüksek Ökçeler, (ö.s.), 1923; Gizli Mabet, (ö.s.), 1923; bahar ve Kelebekler, (ö.s.), 1927.<br />
Bütün Eserleri, temalarına göre bir araya getirilen basım: Efruz Bey, 1970; kahramanlar, 1970; bomba, 1970; Harem, 1970; Yüksek Ökçeler, 1970; Yüzakı, 1970; Yalnız Efe, 1970; Falaka, 1970; Aşk Dalgası, 1970; Beyaz Lale, 1970; Gizli Mabet, 1970.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/omer-seyfettin-kasagi-kitap-ozeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ömer Seyfettin &#8211; Beyaz Lale Kitap Özeti</title>
		<link>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/omer-seyfettin-beyaz-lale-kitap-ozeti/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/omer-seyfettin-beyaz-lale-kitap-ozeti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2009 18:39:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Bayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.supertr.com/?p=4140</guid>
		<description><![CDATA[Beyaz Lale
(Ömer Seyfettin)
KİTABIN ADI : BEYAZ LALE
KİTABIN YAZARI : ÖMER SEYFETTİN
YAYIN EVİ VE ADRESİ : BİLGİ YAYINEVİ-ANKARA
BASIM YILI : 1976
KİTABIN KONUSU
Balkan Savaşı sırasında, Bulgar asıllı bir binbaşı tarafından, Türk köylerinde özellikle kadın ve kız çocuklarına yapılan işkenceler bütün gerçeğiyle gözler önüne serilmiştir. Ayrıca buradaki Türkleri vaftizleyip Hristiyan yapıldıktan sonra nasıl öldürükleri anlatılmaktadır.Amaçları özgür bir Bulgartoplumu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beyaz Lale</strong></p>
<p><strong>(Ömer Seyfettin)</strong></p>
<p><strong>KİTABIN ADI :</strong> BEYAZ LALE<br />
<strong>KİTABIN YAZARI :</strong> ÖMER SEYFETTİN<br />
<strong>YAYIN EVİ VE ADRESİ :</strong> BİLGİ YAYINEVİ-ANKARA<br />
<strong>BASIM YILI :</strong> 1976</p>
<p><strong>KİTABIN KONUSU</strong></p>
<p>Balkan Savaşı sırasında, Bulgar asıllı bir binbaşı tarafından, Türk köylerinde özellikle kadın ve kız çocuklarına yapılan işkenceler bütün gerçeğiyle gözler önüne serilmiştir. Ayrıca buradaki Türkleri vaftizleyip Hristiyan yapıldıktan sonra nasıl öldürükleri anlatılmaktadır.Amaçları özgür bir Bulgartoplumu yaratmaktır.</p>
<p><strong>KİTABIN ÖZETİ</strong></p>
<p>Balkan Savaşından sonra bazı Türk köyleri bozguna uğramıştır.Bulgar asıllı binbaşı Radko Balkaneski’ nin bunda çok büyük payı olmuştur.Bu binbaşı Galatasaray Sultanisini bitirmiş,iyi tahsil görmüş bir kişidir.</p>
<p>Serez’ de bulunan Türkler oldukça zengindiler. Bu binbaşının amacı buradaki müslümanların kaçamayanlarını toplamak, ilk önce işkence ile kasalarındaki ve bankalarındaki paralar alınıp, bu paralar Bulgar mekteplerine verilecektir. Daha sonra Türkler vaftizlenip Hristiyan yapıldıktan sonra öldürülecektir.</p>
<p>Binbaşı Rako’ nun diğer bir amacı bu köylerdeki en güzel Türk kızını seçmektir.Binbaşıya göre 45 yaşı üzerindeki kadınlar ve 60 yaşı üzerindeki erkeklerin vaftizlenmesi uygun değildir. Genç bir Türk kadınının karnında on beş tane düşman taşıdığını düşünmektedir. Bu yüzden bir genç kadını veya bir kızı öldürmek on beş tane birden düşman öldürmek demektir.<br />
Binbaşı Radko’ nun en büyük işkencesi insanları soyundurup, kasaturayla vücutlarını yararak ateşe atmaktır. Çünkü vücudu yarılrn insan ateşte çok çabuk yanmaktadır.</p>
<p>Bir gün binbaşı Radko köydeki 45 yaşı altı kadınları toplatıp bunlara işkence yapmaya karar verir. Kadınlardan soyunmalarını ister.Kadınlar bu istek karşısında inat ederler. Radko elinde çocuk bulunan bir kadının çocuğunu alır ve ateşe atar. Kadın bunun üzerine Radko’ nun boynunu sıkmaya çalışır. Ama komitalar buna engel olurlar.Kadını ellerinden tutarak karnını kasaturayla oyarak ateşe atarlar.</p>
<p>İşkencelerden en ünlüsü ise “canlı çukur” adını verdikleri tekniktir. İlk önce yere şişman bir kadın yatırırlar, onun üzerine beğendikleri diğer ikinci bir güzel kadını yatırırlar ve bu üstteki kadını alttaki kadına bağlarlardı. Bu kadının karnını kasatura ile oyarlardı.Kadın böylece bir iki saat içinde inleye inleye, kıvrana kıvrana ölmekteydi.</p>
<p>Bütün bu olaylar yanı sıra Binbaşı Radko bütün köyü gezerek köydeki en güzel Türk kızını seçmeye çalışmaktadır. Herkesten topladığı isimlerden en çok göze çarpanları Hacı Hasan Beyin kızı Lale Hanım, Müderris Ahmet Efendinin kızı Naciye Hanım ve Kadri Ağanın kızı İclal hanımdır.Bunlardan Lale Hanım beyaz, Naciye Hanım kumral, İclal Hanım ise esmer tenlidir.Bu kızlardan Lale Hanımı seçer.Ve onu dünya güzeli ilan eder.</p>
<p>Hemen Lale Hanımın bababsı Hacı Hasan Beyi yanına çağırır.Ona evlerini birkaç günlük için çarın oğlu ziyarete geleceğinden dolayı kullanacağını söyler.Ayrıca evde sadece kızı Lale Hanımın hizmetçilik yapmasını ve onun dışındaki herkesin evden ayrılmasını söyler.Hacı Hasan Bey bunu kabul eder.Hemen kızını evde bırakarak evden oğlu ve eşiyle birlikte ayrılır. Binbaşı Radko Hacı Hasan Beyin evine giderek kapıyı çalar.Lale Hanım kapıyı açmamakta ısrar eder.Radko kapıyı açmamakta ısrar eder.Radko niyetinin kötü olmadığını sadece çarın oğlunun gelerek bir kaç gün için evde misafir olacağını söyler.Lale Hanım buna inanmaz ve kapıyı açmamakta ısrar eder.Binbaşı Radko, tekrar niyetinin kötü olmadığını sadece evi birkaç dakikalığına gezip görmek olduğunu bütün nezaketiyle söyler. Lale Hanım sonunda dayanamayarak kapıyı açar.</p>
<p>Radko içeri girer ve Lale Hanımı tam kafasında hayal ettiği gibi bulur.Evin odalarını gezmeye başlarlar.Birkaç oda gezdikten sonra artık dayanamayarak Lale Hanıma taciz etmeye kalkar.Lale Hanım Radko’ nun bu hareketleri karşısında bütün gücüyle direnir.Radko zorla onu öpmeye çalışır.Onu kucaklayarak yatağa götürür.Lale Hanımın artık bu işkencelere dayanacak gücü kalmaz.Aklına bir fikir gelir.Artık çok sıkıldığını biraz hava alması gerektiğini söyler.Radko sonunda Lale Hanımın yola geldiğini düşünerek sevinir.Ona hava alması için izin verir.Lale Hanım açık pencereye doğru gider ve hiç düşünmeden kendisini pencereden aşağıya çalılıkların arasına bırakıverir.</p>
<p>Bunu gören Radko sinirinden ne yapacağını bilmez. Hemen pencereden aşağıya bakar.Lale Hanımın yerde cansız bir şekilde uzandığını görür.Koşa koşa yanına gider ve Lale Hanımın öldüğünü görür.Onu alarak tekrar yatağa götürür. Ölü olduğu halde, vücudunun daha sıcak olduğunu düşünerek ona tacie etmeye kalkar.Tam o sırada bir komita gelir ve aşağıdan Binbaşı Radko diye seslenir.Hemen apar topar aşağıya iner.Komita Radko’ ya durumu öğrenmek için geldiğini söyler.Bu arada Lale Hanımın cesedi soğumuştur.Ona hiçbir şey yapamadığı için sinirinden etrafı kırıp döker.</p>
<p><strong>KİTABIN ANAFİKRİ</strong></p>
<p>Balkan Savaşı sırasında, halk çok kötü işkencelere maruz kalmakta, eli kolu bağlı olması ve hiç kimseden manevi destek alamaması nedeniyle, zorla nasıl Hristiyanlaştırılıp öldürülmesidir.</p>
<p><strong>KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ</strong></p>
<p><strong>Binbaşı Radko Balkaneski :</strong> Gayet zeki ve akıllı bir kişidir.Ama halka yaptığı zulüm ve işkence onun acımasız, duygusuz ve karaktersiz biri olduğunu bize göstermektedir.</p>
<p><strong>Hacı Hasan Efendi :</strong> Maddi durumu iyi olan bir zattır.Halk tarafından sevilen iki çoçuğu ve eşiyle geçinip giden birisidir.</p>
<p><strong>Lale Hanım :</strong> Tartışılmaz köyün engüzel kızıdır.Ailesi tarafından iyi yetiştirilmiş kültürlü bir kızdır. Yapılan bu işkencelere boyun eğmektense ölmeyi yeğler.</p>
<p><strong>KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER</strong></p>
<p>Bu eser.bizim tarihimizi anlatması itibarıyla çok güzel bir kitap.Olayda anlatılanlar gerçek olması yanısıra, olayların tüm çıplaklığıyla sade ve açık bir diile anlatılması söz konusudur.Çok akıcı ve sürskleyici bir kitap. Herkesin bu kitabı okumasını tavsiye ederim.</p>
<p><strong>YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ</strong></p>
<p>Ömer Seyettin; Gönende, 11 Mart1884′te doğdu. Dağıstan’dan göçen bir Türk ailesinin çocuğu olan Ömer Şevki Bey’in oğludur. Dört yaşında mahalle mektebine verildi. 1892′de İstanbul’da Yusufpaşa’daki Mekteb-i Osmani’ye kaydoldu. 1893 yılında Eyüp semtindeki Askeri Rüştiye’de subay çocukları için açılan özel sınıfa nakledildi.</p>
<p><strong>Romanları</strong></p>
<p>Ashab-ı Kehfimiz (1918), Harem (1918), Efruz Bey (1919).</p>
<p><strong>Hikayeleri</strong></p>
<p>Ölümünden sonra ilk defa Ali Canib Yöntem derledi (1926). Ahmet Halit Kitabevi 9 ciltte topladı (1938), Şerif Hulusi hikayeleri gözden geçirerek notlarla 10 cilt (1950), Rafet Zaimler Yayınevi 30 hikaye ekleyerek 11 cilt halinde yayınlandı. Bütün hikayelerini Bilgi Yayınevi yayınladı.</p>
<p><strong>İncelemeleri</strong></p>
<p>Milli Tecrübelerden Çıkarılmış Ameli Siyaset (Tarhan takma adıyla, 1912), Yarınki Turan Devleti (1914), Türk Mefkuresi (Ayın Sin rumuzuyla, 1914). İncelemelerin hepsini Sakin Öner bir araya getirerek yayınladı (1975)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/omer-seyfettin-beyaz-lale-kitap-ozeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ömer’in Çocukluğu Kitap Özeti (Muallim Naci)</title>
		<link>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/omer%e2%80%99in-cocuklugu-kitap-ozeti-muallim-naci/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/omer%e2%80%99in-cocuklugu-kitap-ozeti-muallim-naci/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2009 17:08:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Bayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.supertr.com/?p=4137</guid>
		<description><![CDATA[Ömer’in Çocukluğu Kitap Özeti (Muallim Naci)
Ömer’in Çocukluğu Kitap Özeti
Kitabın Adı : Ömer’in Çocukluğu
Yazarı : Muallim Naci
Kitabın Özeti
Türk edebiyatının önemli ve yenilikçi isimlerinden biri olan Muallim Naci’nin çocukluk hâtıralarından oluşan “Ömer’in Çocukluğu” isimli eserinde yazar, kendine özgü çocuk dünyasını, mahallesini, arkadaşlarını, ailesini, hocalarını bize anlatıyor. Ama bu anlatımı öyle güzel bir üslûpla yapıyor ki zaman zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ömer’in Çocukluğu Kitap Özeti (Muallim Naci)</strong></p>
<p>Ömer’in Çocukluğu Kitap Özeti<br />
Kitabın Adı : Ömer’in Çocukluğu<br />
Yazarı : Muallim Naci</p>
<p><strong>Kitabın Özeti</strong></p>
<p>Türk edebiyatının önemli ve yenilikçi isimlerinden biri olan Muallim Naci’nin çocukluk hâtıralarından oluşan “Ömer’in Çocukluğu” isimli eserinde yazar, kendine özgü çocuk dünyasını, mahallesini, arkadaşlarını, ailesini, hocalarını bize anlatıyor. Ama bu anlatımı öyle güzel bir üslûpla yapıyor ki zaman zaman Ömer’le ağlıyor, bazen de Ömer’le eğleniyoruz ve yaşadıklarıyla heyecanlanıyoruz. Yazarın dili o kadar tatlı ve cazip ki, o dönemden bu yana çocukluğun tadının hiç değişmediğini fark ediyoruz sayfalar arasında dolaşırken.</p>
<p>“Ömer’in Çocukluğu” çocuk edebiyatımızın, hâtıra edebiyatımızın muhteşem ve unutulmaz bir örneğidir. Bu eseri okuyup da sevmeyen yok gibi. Büyüklere de hitap ediyor çünkü, küçüklere de. Muallim Naci’nin en yaygın eseridir “Ömer’in Çocukluğu”. Zira birebir yaşanmış olayları aktarmakta, yaşanmış küçüklük hâtıralarını dile getirmektedir. Yazarın son derece canlı, çarpıcı ve lirik bir üslûp ile anlattığı olaylar zinciri, biz büyükleri de çocukluk yıllarımıza götürmektedir. Eserde, medeniyetimizin temel taşlarından olan mahallenin kendisine has dünyasını, okulda geçen serüven dolu günleri, yazarın babasının ölümü dolayısıyla ailesinin yaşadığı üzüntüyü, ağabeysinin bir anlamda ona öğretmenlik yapmasını ve tabiatıyla yaramazlıklarını okurken kimi zaman eğleniyor, kimi zaman da hüzünleniyoruz.Muallim Naci, bütün bu yaşanmışlıkları öylesine hoş ve ilgi çekici bir dille anlatıyor ki, o dönemden bu yana çocukluğun tadının değişmediğini anlıyoruz. Yani çocuk her zaman çocuktur. “Ömer’in Çocukluğu”, ya da hepimizin çocukluğu…</p>
<p>Ömer’in Çocukluğu &#8211; Muallim Naci, Hazırlayan: Mehmet Nuri Yardım, Bordo Siyah Yayınları, İstanbul 2006, 92 sayfa.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/omer%e2%80%99in-cocuklugu-kitap-ozeti-muallim-naci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tom Sawyer Kitabının Özeti (Mark Twain)</title>
		<link>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/tom-sawyer-kitabinin-ozeti-mark-twain/</link>
		<comments>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/tom-sawyer-kitabinin-ozeti-mark-twain/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2009 17:07:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Bayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.supertr.com/?p=4135</guid>
		<description><![CDATA[Tom Sawyer Kitabının Özeti Kitap Özetleri
Kitabın Adı: Tom Sawyer
Yazarı:Mark Twain
Çeviren: Nalan Hızal
Kitabın Özeti
Hikayede Tom‘un cezadan kurtulmak için herkesi şaşkına çevirecek zeka oyunlarını ve sonunda bunlardan nasıl kurtulduğunu yazıyor. Tom hikayede kendi dünyasında (nehirlerin, ormanların, mağaraların ve adaların dünyasında) bir kahraman gibi yaşar.
Tom, Missouri’ye bağlı St. Petersburg köyündeki “haşarı” çocuklardan biridir. Pervasız, tembel, çıldırtıcı ölçüde meraklı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tom Sawyer Kitabının Özeti Kitap Özetleri</p>
<p>Kitabın Adı: Tom Sawyer<br />
Yazarı:Mark Twain<br />
Çeviren: Nalan Hızal</p>
<p><strong>Kitabın Özeti</strong></p>
<p>Hikayede Tom‘un cezadan kurtulmak için herkesi şaşkına çevirecek zeka oyunlarını ve sonunda bunlardan nasıl kurtulduğunu yazıyor. Tom hikayede kendi dünyasında (nehirlerin, ormanların, mağaraların ve adaların dünyasında) bir kahraman gibi yaşar.<br />
Tom, Missouri’ye bağlı St. Petersburg köyündeki “haşarı” çocuklardan biridir. Pervasız, tembel, çıldırtıcı ölçüde meraklı olan bir okul çocuğu ve teyzesi Polly Teyze için tam bir baş belasıdır. Bir gün Tom, Huck, Joe herkesten gizli bir plan yapar ve adaya kaçar. Herkes onları öldü sanıp cenaze töreni yapar ama törende ortaya çıkınıca herkes oyun olduğu anlaşılınca herkes onlara karşı tavır alır. Ama Tom ve Huck bu iştende kasabada yaşayan Bayan Douglas’ı öldürmek için plan yapan haydutları ortaya çıkararak kurtulur. Daha sonra haydut Kızılderili Joe’yu hapse atarlar. Ve onun definesinin yerini tek bilenler olarak Tom ve Huck defineyi yerinden çıkarır zengin bir hayat sürerler.</p>
<p>Hikayedeki Kişiler :</p>
<p>Tom Sawyer: Haylaz ve yarmazda olan zeki bir çoçuktur.<br />
Huckleberry Finn: Mahallenin en haylaz çocuğu olan Huck, Tom’dan eksik bir yanı olmayan mahalle çocukları haricinde kimsenin sevmediği biridir.<br />
Polly Teyze:İyi kalpli ama çok sinirli görünen ve yaşlı bir kadındır.<br />
Joe:İçine kapanık olan Joe kendi dünyasında korsan olmak isteyen bir çoçuk.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.supertr.com/kitap-ozetleri/tom-sawyer-kitabinin-ozeti-mark-twain/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
